Gündem

Maaşı Geç Yatanlar Bu Konuya Dikkat!

Özellikle özel sektörde çalışan işçileri yakından ilgilendiren bir konu olan maaşların zamanında yatmaması, pek çok hukuki işlemi de beraberinde getiriyor. İşçi ile işveren arasındaki iş sözleşmesinden doğan uyuşmazlıklar arasında gösterilen maaşların zamanında ödenmemesi, çalışanlara hem tazminat alma hem de işi yapmama hakkı doğuruyor. Söz konusu hukuki prosedürlerin detayları, ülkemizdeki milyonlarca işçiyi yakından ilgilendiriyor.

Herhangi bir sektörde işverene bağlı olarak çalışan milyonlarca işçi, yaptığı iş veya yerine getirdiği hizmet karşılığında işvereninden ücret alıyor. 4857 sayılı İş Kanunu’na tabi olarak düzenlenen işçi ile işveren arasındaki bu hukuki ilişki, ücret ödenmesini de belirli bir sisteme bağlayarak, bu sistemin kurallarını çerçeve içine alıyor. İş Kanunu’nda ilgili maddelerde yer alan hükümlere göre işçinin hak ettiği maaş, prim, ikramiye gibi tüm ödemeler nakit olarak yapılması gerekiyor. Bununla birlikte söz konusu kanunda, nakit olarak yapılması gereken ücretlerin hangi zaman zarfında işçi tarafından tahsil edileceğine dair detaylar da bulunuyor. Kanunda yer alan hükümlere göre ücret en geç ayda bir ödenmek durumunda. Ancak işçi ile işveren arasında imzalanan iş sözleşmesi kapsamına alınan ücret ödeme süresi, 1 haftaya kadar indirilebiliyor. Ancak 1 ayı geçmesi mümkün olmuyor.

İşveren Maaşı Geç Yatırmayı Alışkanlık Edinmişse…

Ücret ödenmesinin zamanının
açık ve net bir biçimde belirtildiği 4857 sayılı İş Kanunu’nda ücretin geç
ödenmesi durumunda da yapılması gereken hukuki işlemler yer alıyor. Bu bağlamda
işverenin o ay için nakit sıkıntısı çekmesi veya herhangi bir başka sebeplerden
dolayı parayı geciktirmesi genel olarak çalışanlar için kabul edilebilir bir
mesele olarak gözüküyor. Kaldı ki bu şekilde mazerete dayanan ücret ödemesinin
geciktirilmesi durumlarında çoğu çalışan işvereni aleyhinde bir şikayette
bulunmuyor. İşvereninin geç ödeme talebine bir itiraz göstermeden bu konuda
uzlaşmaya varılıyor. Zaten İş Kanunu’nda da açıkça belirtilen işçi ve işveren
ilişkilerindeki iş ahlakı hususu da bu tür bir davranışı gerektiriyor. Ancak
işverenin, çalışanın emeği ve hizmeti karşılığı zamanında ödemekle yükümlü
olduğu ücretleri sürekli geciktirmeye devam edip alışkanlık edinmişse durum
değişiyor.

İşverenin çalışanlarına zamanında ödemesi gereken maaşları bilerek geciktirmesi veya kötü bir niyetle yapması durumunda çalışanların hakkını araması gerekiyor. Bu bağlamda ilgili kanunda belirtilen süre 20 gün olarak dikkat çekiyor. Dolayısıyla çalışan olarak ödeme alacağınız günden 20 gün sonra ücretiniz işveren tarafından hala ödenmemiş ise haklarınız devreye giriyor. Bu kapsamda ücretin gecikmesinde zorunlu sebepler (doğal afetler, iflas ve benzeri mücbir nedenler) olmamasına da dikkat edilmesi gerekiyor. Bu koşulların dışında gerçekleşen hallerde işçiler; dilerlerse verilen işi yapmama dilerlerse de tazminat talep ederek iş sözleşmesini haklı sebeple feshetme hakkına sahipler.

Dilekçede Noter Onayı Bulunmalı

Maaşı bilerek veya kötü niyetle ödeme gününden itibaren 20 gün geciktirilen çalışanlar, dilerlerse bireysel, dilerlerse de toplu olarak iş görme borcunu yerine getirmekten kaçınabiliyor. Öte yandan aynı işyerinde maaşları ödenmesi gereken günden itibaren 20 gün geçtiği halde ödenmeyen işçilerin, toplu olarak iş yapmaktan kaçınması 4857 sayılı İş Kanunu’na göre grev sayılmıyor. Dolayısıyla bu tür durumda işçi işten çıkartılamadığı gibi, işveren tarafından yerine başka bir işçiyi almak da mümkün olmuyor. Bunun yanında böylesi hallerde biriken maaş alacakları için “mevduata uygulanan en yüksek faiz” işletiliyor.

İş sözleşmesine tabi olarak görülen işlerde hak edilen ücretin ödenmesi gereken zamandan itibaren 20 gün geçmesine rağmen işverenin sırf kötü niyet politikasıyla bilerek çalışanlarına ücret ödememesi durumunda işçiler açısından haklı fesih ortamı oluşuyor. Bu bağlamda çalışanlar haklı fesih hakkını kullanarak iş sözleşmesini tek taraflı olarak feshedebiliyor. Bu sayede kıdem ve ihbar tazminatını almaya da hak kazanıyor. Öte yandan bu şekilde tazminat alarak işten ayrılmış olan çalışana bir de Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından işsizlik maaşı bağlanıyor.

Ancak bu çalışanlara tanınan bu hakların, hukuka uygun bir şekilde hazırlanan dilekçe ile gündeme geldiğine dikkat edilmesi gerekiyor. Dolayısıyla dilekçe veya ihbarnamenin hazırlanmasında hukuki prosedürlere uyulması önem teşkil ediyor. Bu bağlamda işverene gönderilecek ihbarname ile iş mahkemesine verilecek olan dilekçenin noter onaylı olması gerekiyor. İlgili kanunda yer alan hükümlere göre 20 gün bekleyen işçi sonraki 6 gün içinde noter aracılığıyla dilekçesini muhataplarına ulaştırması önem arz ediyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.