Bize Bizden Gayri Dost Olmaz - Remzi Sarıkaş

Bize Bizden Gayri Dost Olmaz


İnsan, yaratılış gereği sosyal bir varlıktır. Bir toplum içinde doğar, büyür ve gelişir. İnsan, hayatının tüm evrelerini bir toplum içinde yaşar. Hayatın akışına bağlı olarak yaşanılan sosyal çevreler değişebilir. Değişmeyen tek şey; hangi çevrede yaşarsa yaşasın daima fikirlerini, duygularını, heyecanlarını, aktivitelerini, sırlarını paylaşacağı bir dosta duyulan ihtiyaçtır. Klişe bir söz vardır: “Mutluluklar paylaşıldıkça çoğalır, acılar paylaşıldıkça azalır.” İşte bu sözün ana teması doğrultusunda paylaşım dostlarla yapılır. Dostluk kavramı sadece insana özgü değildir elbette, diğer canlılar arasında da var olan bir bağdır.

Ancak psikolojik sorunları olanların sosyolojik sıkıntılarının olduğu bir gerçektir. İletişim kuramama, dost edinememe ve yalnızlık olarak ortaya çıkar bu sorun. Oysa dost edinmek, insan için sosyal bir ihtiyaçtır. Bu ihtiyacı gidermek, ruhun ihtiyacı olan ana gıdayı vermektir. Bu da kişiyi psikolojik olarak güçlü, sosyolojik yönden de varlığı toplumsal kuvvet olarak kılar. Dost, yaşama anlam katar, zenginlik kazandırır.

Her kavramın bir zıttı olduğu gibi “dost” kavramının da bir zıttı vardır. İnsanlarla, tarihiyle ve yaşadığı coğrafyayla sağlıklı ilişki kuramayanlar kendilerini yalnızlığa mahkum ederler. Çevrelerinde “dost” kazanamadıkları için  “düşman” sahibi olurlar. Şüphesiz insanların “dost” ya da “düşman” sahibi olması için önemli nedenleri vardır. Bu nedenler düşünceden, inançtan, doğadan ve toplumdan kaynaklanır.

Günümüzde dost ve düşman kavramları göreceli ve dönüşümlü kavramlar olarak ortaya çıkmaktadır. Ebedi dostluk olamayacağı gibi ebedi düşmanlıklar da yoktur. Karşımızdakilerin yani muhatap olduklarımızın tavırlarını dostluk ya da düşmanlık olarak görebiliriz. Bu, bizim o andaki bilinç, idrak ve olguya karşı aldığımız pozisyondur veya değildir. Bu durumda bilinç yanılgısı, zayıf idrak algısı dostumuzu düşman, düşmanımızı da dost haline getirebilir. La Rochefoucauld diyor ki; “Düşman isterseniz dostlarınızı geçmeye çalışınız; dost isterseniz, bırakın dostlarınız sizi geçsin.”

20. Yüzyılın büyük ozanı Aşık Veysel, dostu dizelerinde şöyle dile getiriyor. “Dost dost diye nicesine sarıldım/ Benim sadık yarim kara topraktır/ Beyhude dolandım, boşa yoruldum/ benim sadık yarim kara topraktır” Büyük Ozanın da ifade ettiği gibi bu fani dünyada “sadık dost” bulmak zordur. Hiç kimse sadık dostlarla dünyanın dolu olduğunu iddia edemez. Buradan şu sonuca varıyoruz: İnsanın en büyük dostu da düşmanı da kendisidir.

Bireylerin dostluk ya da düşmanlık ilişkileri kadar siyasi oluşumların ve devletlerin de dostlukları veya düşmanlıkları önemlidir. İçte, bugün dost görünen ittifaklar yarın düşman olabilirler. Dünün dostlarının bugün düşman olmaları gibi.. Devletler arası ilişkiler de böyledir. Dün karşınızda olanları bugün yanınızda görebilirsiniz. Veya bugün yanınızda olanlar yarın karşınıza çıkabilir. Şu bir gerçek ki, devletler arası ilişkilerde dostluk yoktur, menfaat ve karşılıklı çıkar ilişkisi vardır. Güçlü olan, daima masadan karlı kalkar. Bundan dolayı milli birliğimizi sağlayıp başkalarına muhtaç olmadan, çalışarak, üreterek ve adil paylaşarak güçlü olmak zorundayız. Bizim için başka çözüm yok, bize bizden başka da dost yok.

remzisarikas@gazetebanka.com

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
20Oca

Kutlu Yürüyüş

19Oca
17Oca

Huzur Veren Beyanatlar!

16Oca
15Oca

Güneş Mutlaka Doğacak..