Bugüne Nasıl Geldik? - Remzi Sarıkaş

Bugüne Nasıl Geldik?


Sayın Cumhurbaşkanımızın Katar ziyareti ve bu ülkeyle imza altına alınan 15 ticari anlaşma Türkiye’mizin birinci gündeminin ekonomi olduğunun da teyidi. Ülkeler arasında bu tür anlaşmaların yapılması doğaldır aslında. Burada dikkat çeken ise, Katar gibi küçük ama zengin bir ülke ile daha önce de bir swap anlaşması yapmış olmamamız. Hatta, Tank Palet Fabrikası’nın da ortağı olması. Merak edilen, bu ülke bize hangi alanlarda yatırım yapacaktır?

İktidarımızın ekonomide en başarılı olduğu, ilk on yıl. Daha önce de yazmıştık, bu sürecin ilk beş yılını 57. Hükümetin programının meyvelerini toplamakla değerlendirdi. Bu beş yıl, ekonomik açıdan oldukça başarılı geçmişti. Ardından Amerika’da patlak veren Mortgage krizi..Bu kriz, ABD’de 2007 ile 2010 yılları arasında meydana geldi ve dünyada 2008 yılında küresel mali krize neden oldu. Bu kriz şu şekilde ortaya çıtı: 2001 yılında Amerika Merkez Bankası’nın faizleri indirmesiyle faizler düştü ve birçok insan ev almaya yöneldi. Ancak yatırımcılar bu karlı enstrümandan vaz geçmek istemeyince, hiçbir geliri olmayan kişilere de Mortgage kredisi verildi ve sistem burada zehirlenmeye başladı. Sonucunda da kişisel iflaslar ortaya çıktı.

Amacımız ABD’de yaşanan bu krizi anlatmak değil elbette. Bu kriz neticesinde dünyada neler yaşandı ve bundan biz nasıl etkilendik? Şunu öncelikle belirtmeliyiz ki, bu kriz bize ekonomik açıdan çok büyük imkanlar sağladı. Nasıl mı? Anlatalım: ABD Merkez Bankası (FED), 2009-2015 yılları arasında bastığı yaklaşık 4 trilyon doları dünyaya pompaladı. Bu sayede Türkiye de bundan payına düşeni aldı ve bu yüzden döviz kuru düşük kaldı. Doğal olarak piyasada bir dolar bolluğu yaşandı. Ancak, 2013’ten sonra Amerika, ülkesindeki faizi artırarak dışarıdaki dolarları geri çekmeye başladı.

Türkiye, bunu fırsata çevirseydi bugün asla bir ekonomik kriz yaşamayacaktık, hatta dünyada ekonomik olarak saygın bir yere sahip olacaktık. Nasıl olsa dolarımız var, yurt dışından tarımsal ve sanayi ürünlerini daha ucuza getiririz, düşüncesi ithalatın her alanda önünü açtı; hem tarım, hem sanayi sektörünü üretim yapamaz duruma getirdi. Ülkemize gelen dolarlar ranta yani yol, köprü, tünel, havaalanları.. yapımlarına kullanıldı. Tarım ve hayvancılık desteklenmediği için hem üretici hem de tüketici bugünkü hayat pahalılığını yaşamaya mahkum edildi. Yerli aramalı ve yerli hammadde üretim ide teşvik edilmediği için dışarıdan ithal edilme yoluna gidildi. Bugün dolar kurunun her gün yeni rekorlar kırarak artmaya devam etmesi sanayimizi durdurma noktasına getirdi. Ürün imalatı her gün değişen oranlarda yükselerek istikrarsız bir hal aldı. Üretim yapamayan üretici ve sanayici elindekini sattığı takdirde artan döviz kurundan dolayı yenisini yerine koyamayacağı için elindekini satmamaya yöneldi.

Yönetim, fiyat artışlarını buna bağlamaya çalışıyor. Oysa, fiyat artışlarının sebebi stok değil, artan kurun ortaya çıkardığı yüksek maliyet. Stokçuluk yapılıyor nidası maalesef seçmeni konsolide etme girişiminden başka bir mana taşımıyor. Çünkü, yüksek maliyetler nedeniyle üretim yapılamaz duruma gelindi. Bunun çaresi; kuru düşürmek, TL’ye değer kazandırmak; yerli aramalı ve yerli hammaddeyle üretim yapmanın önünü açmak. Dogmalardan kurtulup hakikati kabullenerek ülkemizin geleceği için projeler üretmek ve bu projeleri vatandaşın yararına hayata geçirmek.. Hedef; vatandaşın huzuru, refahı ve insanca yaşayabileceği bir hayat standardına kavuşturulması olmalı. Bu da sadakatle değil liyakatle, kavgayla değil istişare ile, inatla değil bilimle olacak.

remzisarikas@gazetebanka.com

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
20Oca

Kutlu Yürüyüş

19Oca
17Oca

Huzur Veren Beyanatlar!

16Oca
15Oca

Güneş Mutlaka Doğacak..