Çanlar Çalmaya Devam Ediyor! - Remzi Sarıkaş

Çanlar Çalmaya Devam Ediyor!


Son birkaç yıldır konuştuklarımız, yaşadıklarımız, tartıştıklarımız hep daha iyi, daha güzel yaşamak için. Bunları elde etmek amaç olunca doğal olarak da gündemimizin birinci maddesi ekonomi oluyor. 2013 Yılından beri ekonomik göstergelerde bir geriye gidiş gözlemlenmeye başlanmıştı. O tarihe kadar Türkiye’ye açık olan kredi muslukları yavaş yavaş kapanmaya başlamıştı. Ne yazık ki yönetenlerimiz muslukların hiç kısılmayacağı zannıyla bu durumu fark etmek istemediler. Oysa krizin ayak sesleri uzmanlarca duyulmaya başlanmış ve gerekli uyarılar yapılmıştı. Ne var ki bu uyarılar hiç dikkate alınmadı, hatta, gelecekte neler olabileceğini görüp uyarıyı yapanlar ağır eleştirilere ve hakarete varan saldırılara maruz kaldılar. Ne büyük bir gaflet!

Sözünü ettiğimiz tarihe kadar ülkemize akan kredileri, betona yani ranta değil de reel sektöre yatırsaydık bugünkü tablo asla olmayacaktı. Emin olunuz ki, dünyanın sayılı ekonomileri arasında olacaktık. Bugün ekonomik krizden değil de başka şeylerden bahsedecektik. Bugün ruhsal yapımızı işgal etmiş olan karamsarlık duygularının yerine umudun insan ruhuna dinginlik veren güzelliğini anlatacaktık. Geleceğimiz aydınlık, yaşamımız kaliteli, duygularımız berrak, sözlerimiz edepli, ümitlerimiz coşkun ve zengin olacaktı. Tren kaçtı ne yazık ki..!

Özellikle son 5-6 yıldır alarm çanları çalıyordu. Üzerine bir de pandemi belası gelince işler iyice sarpa sarmaya başladı. Öngörüsüzlük ve yönetimde liyakatsizlik değiştirilen sistemle acı meyvelerini tattırmaya başladı bizlere. Kaderci anlayışımız da tahammül kapasitesini aşmış, iflas bayrağını çekmiş ve elde kalan “Bakara” suresi ile son ikna turları başlatılmış..Ama nereye kadar? Zira küçük bir azınlık zenginliğine zenginlik katarken, büyük bir çoğunluk yoksulluğun ayazında donmanın eşiğine gelmiş durumda. Şu bir gerçek ki, karnı aç insan karnının gurultusundan başka ses duymaz. Krizin acımasız darbesinden kulakları işitmez. Yaşam, bir tahammül edilemez azaptır onlar için; sadece gündüzler değil geceler de haramdır onlara! Kimsesizliğin yalnızlığında bitap düşmüştür! İçinde dinmek bilmeyen fırtınaların savrulmasını yaşamaktadır! İçlerindeki sessiz çığlıklar göğüs kafesini yırtıp semayı kaplamak üzeredir. Tek çare; acil çözüm.

Ama nasıl? Son üç yılda üç bakan ve dört Merkez Bankası Başkanı değiştirmek bunun çözümü olacak mı? Pek mümkün görünmüyor. Çünkü gelenler, teşhisi doğru koysalar da tedaviyi doğru uygulamak imkanına ve yetkisine sahip değiller. İşlerinin ehli ve uzmanı olsalar dahi bağımsız hareket edip çözüm üretme şansları hiç yok. Bu durumda çözüm, çözümsüzlük olarak ortada duruyor.

Bakınız 1 Ocak 2021 tarihinde dolar 7,43 TL.. Bugün Merkez Bankası’nın dördüncü kez müdahalesine rağmen 14,86 TL.. 15 Aralık’ta ABD Merkez Bankası (FED) ve ardından 16 Aralık’ta da TCMB PPK toplanıyor. FED’in, ABD’de yüksek çıkan enflasyonu frenlemek ve bunu gerçekleştirmek amacıyla dünyaya pompalanan dolarların geri dönmesini sağlamak için faizi yükseltmesi bekleniyor. Bizim haricimizde dünyanın gelişmiş ekonomilerine sahip ülkeler, buna önlem alarak faizleri yükselttiler. Bizde ise tam zıttı bir uygulama yapılıyor. Tamamen dolara bağımlı ekonomiye sahip ülkemizde her faiz indiriminde doların her gün rekor üstüne rekor kırdığına şahit oluyoruz. Her gün, her saat ve her dakika yoksul çoğunluk daha da yoksullaşıyor. İhracatımız artacak diye faiz indirimindeki ısrarımız ara malı ve hammaddede büyük oranda ithalata bağımlı reel sektörümüz yüksek kur yüzünden üretim yapamaz duruma geldi. Anlaşılan, üretimi artırmadan faiz indirmek çare değil. Hala yöneticilerimiz, çareyi faiz indiriminde görüyorlarsa, faizleri sıfırlasınlar da ekonomimiz bu kötü gidişattan kurtulsun.

Bu açıklamalarımıza bakıp faiz yanlısı olduğumuz düşünülmesin. Faiz, bünyeyi kemiren bir kurt gibidir. İçten içe kemirir ve bünyeyi tahrip eder. Ancak ekonominin kendine özgü bir ilmi vardır. O ilmi kurallara uymazsanız çözüm yerine çözümsüzlük üretirsiniz. Bu da devletimizi bekası için son derece tehlikeli bir durumdur. Amaç, milli paramız TL’yi değerli kılarak ekonomiyi düzlüğe çıkarmak olmalı. Yabancı parayı ekonominin olmazsa olmazı yapmak bizi her zaman çıkmaza sürükler ve bunu adı “milli” olamaz.

remzisarikas@gazetebanka.com

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
20Oca

Kutlu Yürüyüş

19Oca
17Oca

Huzur Veren Beyanatlar!

16Oca
15Oca

Güneş Mutlaka Doğacak..