Çektiğimiz Dil Yüzünden! - Remzi Sarıkaş

Çektiğimiz Dil Yüzünden!


İnsan düşünen bir varlık. Düşüncelerini sosyal çevresiyle paylaşır. Bu paylaşımı dil ile yapar. İnsanlar arasında en etkili iletişim dil ile sağlanır. Onun içindir ki, bu mekanizmayı ne kadar doğru kullanırsak düşüncelerimizi karşımızdakilere o kadar doğru iletmiş oluruz. Yanlış anlaşılmak da bu müesseseyi doğru kullanmadığımızın bir ifadesi..

“Boğaz dokuz (kırk) boğumdur.” Demiş atalarımız. Bu söz, düşünmeden konuşmamamız gerektiğini öğütler bizlere. Bir başkası da; “İki dinle, bir söyle.” Diye tavsiyede bulunur. Bu da, dinlemenin konuşmadan daha erdemli olduğuna dikkatimizi çeker. Konuşulanları dinlemek, karşımızdakileri doğru anlamamızı sağlar. Bize göre doğru olmasa da başka fikirleri anlamak daha doğru düşüncelerin ortaya çıkmasına vesile olur.

Literatürümüz, konuşma üzerine söylenmiş veciz sözler bakımından oldukça zengindir. Her düşündüğümüzü konuşmamalıyız, ama her konuştuğumuzu düşünmeliyiz. Söz ağızdan çıkana kadar sizin esirinizdir, ağzınızdan çıktıktan sonra siz onun esiri olursunuz. İnsanları diğer varlıklardan ayıran en önemli melekelerden biri de konuşma yetileridir. “İnsanlar konuşa konuşa, hayvanlar koklaşa koklaşa..” sözü bunun en güzel örneğidir.

Bu konuda da toplumsal bir travma yaşıyoruz. Konuşuyoruz, ama iletişim kuramıyoruz. Konuşuyoruz, ama anlaşamıyoruz. Konuşmayı kavga etmenin ana maddesi yaptık. Tahammülsüzlüğümüz sözlerimizdeki öfkeye yansımakla birlikte fiziksel güç sergileme halini almış. Çok nahoş bir durum. Sinir sistemimiz allak bullak olmuş, aklıselimliğimiz dumura uğramış, otokontrol sistemimiz tamamen bozulmuş durumda. Nobranlığın zirvesine tırmanmışız. Bu halimiz,  bütün iyimser duygularımızı mahkum etmiş, karamsarlığın galerisinde gezindiriyor bizi.

Biz ne ara böyle olduk? Nasıl bu hallere düştük? Sorularını sorup cevap aramaya hiç gerek yok. Hepimiz yaşadıklarımızdan çok iyi biliyoruz ki, devasa hal almış ve çözüm üretilemeyen sosyo ekonomik ve sosyo politik uygulamaların bir tezahürüdür bu halimiz. En somut örnek de, siyasilerimiz ve onların kutsal parlamento çatısı altında sergiledikleri tablo. Konuşulanı dinlememe ve anlamama, hatta konuşmacıyı konuşturmamak için her türlü çirkefliği sergileme; her türlü hakaret varı sözler sarf etme; kavga ve küfürleşmeler..”Sen ne utanmaz adamsın yav, terbiyesiz herif, yüzsüz,alçak, çukur, ağzından salya akıyor, zavallı, yemezler, patlatırlar enseni..!” bunlardan hafif sayılabilecek örnekler.

Siyasetçilerimiz maalesef mizah yapmayı beceremiyorlar. Siyasetçi mizah yapmalı, hatta mizah ustası olmalı. Çünkü mizah, anlatımın etkili unsuru ve zekanın eseridir. Anlatımda bir seviyeyi, bir adabı gerektirir. Belden aşağı vurmakla mizah yapılmaz.

Siyaset, bir hizmet müessesesidir, kavga demek değildir. Ülkenin yönetimi konusunda projeleri yarıştırmaktır. İktidar olunca da projelerini eşi dostu, hısım ve akrabayı kayırmadan projeleri hayata geçirip halka sunmaktır. Halkın refahı için demokratik temayüllere uygun mücadele etmektir siyaset. Bütün bunlar halkın gözü önünde ve kamuoyunun bilgisi dahilinde yapılmalı..

Parlamentomuzda yaşanan tabloya bakarsak yapılan kavgalar yanlış uygulamaların hesabını verememek, başarılı olamamak..gibi nedenlere dayanıyor. Siyasetçilerimiz, iletişimin en etkili kurumu olan dili kullanmayı becerebilirlerse, birbirlerini daha iyi anlarlar ve kavga etmezler. Bütün mesele burada. Çözüm; dili doğru ve etkili kullanmak. Bu da; bilgiyi, tecrübeyi, yaratıcılığı ve zekayı gerektiriyor!

remzisarikas@gazetebanka.com

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
17Oca

Huzur Veren Beyanatlar!

16Oca
15Oca

Güneş Mutlaka Doğacak..

14Oca
13Oca