DOĞRU TERCİHLER DAİMA DOĞRU SONUÇLAR DOĞURUR - Remzi Sarıkaş

DOĞRU TERCİHLER DAİMA DOĞRU SONUÇLAR DOĞURUR


İnsan yaşamı bir kurallar manzumesidir. Yaşamın ahengini, bugüne dek yaşanan sosyolojik  evrelerden ortaya çıkan kurallar belirler. Bu kurallar sayesinde geleceğimize istikamet verir ve yarınlarımızı tanzim ederiz. Geleceğimiz, hayatın akışı içerisinde değişik dönemlerde yapacağımız tercihlerle şekillenir.

Tercihlerimiz, ya hayatımızı insanca yaşamaya imkan sağlar, ya da yoksulluk ve sefalete mahkum eder.  Onun için cilalanmış, parlak sözlere itibar etmek çoğu kez telafisi mümkün olmayan pişmanlığın maneviyatımızı alt üst etmesine, umutlarımızın bir balon gibi sönmesine sebep olur. Bir anda kendimizi çaresizliğin pençesinde kıvranırken buluruz. Yani, “Kendim ettim, kendim buldum!” meselesi.

Uzun zamandır bu sendromu yaşayan bir toplumuz. Artık aklımızı başımıza alıp doğrulara odaklanmalıyız. Deve kuşu gibi başımızı kuma gömmeye devam edersek faturasını ödeyemeyeceğimiz çok pişmanlıklarımız olacak. O halde “keşke”lerimizin olmaması için iyi düşünüp doğru tercihler yapmalıyız. Toplum olarak da birey olarak da bundan mesulüz. İrademizi hiçbir zaman başkalarının iradesine mahkum etmemeliyiz. Özgür bir toplumun özgür bireyleri olarak karalarımızda isabetli olmalıyız.

Araştırmadan, sorgulamadan sanal görüntülere kapılıp irademizi sahte dünyaların mahkumu yapmamalıyız. Her şeyin önünü, arkasını düşünmeli ve görmeliyiz. Doğrulara “doğru”, yanlışlara “yanlış” demesini bilmeliyiz. Tercihlerimizde, karalarımızda kimsenin etkisinde kalmayıp irademizi ortaya koyma özgüvenini göstermeliyiz. Şunu asla unutmayacağız ki, bugün vereceğimiz karalar ve tercihlerimiz, yarınlarımızı ya karanlığa sevk edecek, ya da aydınlık bir Türkiye tablosunu ortaya çıkaracaktır.

Söylemek istediğimiz, takım tutar gibi siyasi parti tutmamalıyız. Bugünkü tercihlerimiz yarınlarımızın teminatı olacak ki; çocuklarımız, torunlarımız kalkınmış, müreffeh bir Türkiye’de yaşıyor olmanın hazzını  tatsınlar. Bugünden geleceğe borcumuz budur. Nasıl atalarımız, dedelerimiz bize canları ve kanları pahasına özgür bir vatan bıraktılarsa, bu cennet vatanı yaşanılası bir ülke kılmak ve bizden sonrakilere tertemiz olarak bırakmak bizim vefa borcumuzdur.

Bugün görkemli törenlerle açılışı yapılan yollar, tüneller, köprüler, hastaneler, hava limanları gibi pek çok hizmetin görüntüsüne kapılıp şakşakçılık yapmayalım; sorgulayalım, inceleyelim; kendimizi yapay bir görüntünün esrikliğine kaptırmayalım. Mutlaka her yapılan hizmet güzeldir ve övgüye değerdir. Ancak bu hizmetin vatandaşa sağlayacağı refah nedir? Yap-İşlet-Devret modeliyle yapılan bu ihtişamlı hizmetlerin vatandaşa faturası ne olacaktır? Yüklenici müteahhitlere hangi hesaplar doğrultusunda garantiler verilmiştir? Garantilerin süre ve maliyeti konusunda vatandaş ne ölçüde bilgilendirilmiştir? Mesela, son olarak üçüncü tabliye montaj atma töreni yapılan 18 Mart Çanakkale Köprüsü’nün araç geçiş bedeli 15 euro olarak belirlenmiş ve ilgili müteahhit firmaya 15 yıllığına günlük 45 bin araç geçiş garantisi verilmiştir. Bu garantinin maliyeti hesap edildiğinde acaba böyle kaç köprü bedeli ödemiş olacağız? Günlük azami 20 bin araç geçiş kapasitesi olan Çanakkale Boğazı’ndan verilen teminata göre oluşacak açık doğal olarak hazine tarafından karşılanacak, bu da vatandaşa vergi olarak yansıyacaktır. Vatandaş belki de hiçbir zaman –geçiş ücretinin bütçesine uygun olmamasından dolayı- geçmeyeceği köprünün faturasını ödeyecektir. İşte sorgulamamız gereken bu. Şunu da ifade etmek gerekir ki, yapılanlar vatandaşa huzur, refah ve mutluluk sağlayacaksa alkışa değerdir. Çilesini yaşatacaksa yapılanın ihtişamının bir önemi yoktur. Buyurun tercihinizi yapın; akıl sizin, irade sizin, beyan sizin..

remzisarikas@gazetebanka.com

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
17Oca

Huzur Veren Beyanatlar!

16Oca
15Oca

Güneş Mutlaka Doğacak..

14Oca
13Oca