EKONOMİK KURTULUŞUN REÇETESİ - Remzi Sarıkaş

EKONOMİK KURTULUŞUN REÇETESİ


Doların durdurulamayan yükselişi her gün daha yoksullaştığımızın ifadesi. Dolar diyoruz aslında dövizin yükselişi demek aha doğru, ama ekonomimiz dolara bağımlı olduğu için söze böyle başlamak zorunda kalıyoruz. Her ne kadar dolarla maaş almasak da tüketimimiz iğneden ipliğe dolara endeksli. “Yerli”lik ve “milli”lik nutuklarımızın pek bir anlamı yok, bir algıdan ibaret olduğu açıkça belli; buna rağmen inananlar var tabii; olsun, onlar da hakikati mutlaka anlayacaklardır.

Sen nelere kadirsin ey dolar! Sen ne muhteşemsin ki sensiz yapamıyoruz! Hızını bir türlü kesemiyor, yükselişini bir türlü durduramıyoruz. Eylül ayından beri yüzde 35 değer kazandın. Sayemizde değerine değer kattın. Bu senin değil, dehalarımızın başarısı! Meğerki sana ne kadar meftunlarmış! Sen neymişsin be! Sana tutkunluk öyle yüksek bir safhadaki  “Yap-İşlet-Devret” modeliyle o meşhur müteahhitlere verdiğimiz ihalelerin garantisini bile dolarla yaptık. Daha ne olsun?

Katlanılamaz ölçüde artan hayat pahalılığı, yükselişi dizginlenemeyen enflasyon ve yaşamakta olduğumuz ekonomik krizle ilgili yapılan açıklamalar da akla ziyan; tam bir hayal kırıklığı ve derin bir kaygı uyandırıyor. Bir ekonomik kurtuluş savaşı verdiğimiz açıklanıyor. Ekonomimiz işgal mi edilmiştir? Eğer öyle ise, yirmi yıldır bu ülkeyi siz yönetmiyor musunuz? Bu süre zarfında siz ne yaptınız da ekonomi işgal edildi? Bunun müsebbibi dış güçler mi? Ülkeyi dış güçlerin yönettiğini mi iddia ediyorsunuz?

Böylesi açıklamalar akla pek çok soruyu takıyor. İster istemez karamsarlığa kapılıyor insan. Öyle ya, biz, yönetenlerimizden akılcı ve ikna edici açıklamalar bekliyoruz. Hamasi nutuklarla sorumluluğu başkalarına yüklemeye çalışmak, sorumluluğu olmayanları sorumlu göstermek beyhude bir çabadır. Milletin sizden çare olacak çözümler beklediğinin farkına varın lütfen. Ülkeyi kavga ve gereksiz tartışma ortamına sürüklemeyin. Milleti daha fazla tedirgin etmeyin ve daha fazla germeyin. Makul politikalara yönelin ve hakikaten darda olan vatandaşa nefes aldırın.

2000 yılında dünyanın en büyük 20 ekonomisi içerisinde 17. sıradayken bugün bu 20 ülkenin dışında kaldık. Maalesef günümüz gerçeği bu. Tam bağımsızlığın reçetesi, güçlü bir ekonomidir. Güçlü bir ekonomisi olmayanların tam bağımsızlığından bahsetmek mümkün değildir. Bunun içindir ki, ekonomimizi güçlü kılacak yapısal tedbirleri ivedilikle almalıyız. Üretimimizi artırarak ihracatımızı artırıp ithalata bağımlılığımızı azaltmalı ve cari açığı ortadan kaldırmalıyız. Üretimde ithal değil yerli hammaddeye yönelmeliyiz. İstihdamı artırarak işsizliği minimum düzeylere indirmeliyiz. Milli paramıza sahip çıkmalı ve değer kazanmasını ekonomik politikalarımızla sağlamalıyız. Sosyal refahı, sosyal politikalarla adil bir biçimde tüm toplum katmanlarına yaymalıyız…Tüm bunları başarabilmek için gerçekten “yerli” ve “milli” düşünceye sahip olmalıyız. Sözde değil, özde..! Başka reçete yok..

remzisarikas@gazetebanka.com

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
20Oca

Kutlu Yürüyüş

19Oca
17Oca

Huzur Veren Beyanatlar!

16Oca
15Oca

Güneş Mutlaka Doğacak..