Ekonomik Virüsün Aşısını Bulmalıyız - Remzi Sarıkaş

Ekonomik Virüsün Aşısını Bulmalıyız


Ülkece zor zamanlar yaşıyoruz. Özellikle 2019 yılında bütün dünyayı saran Kovit-19 belası tüm insanlığı özgürlüğünden etti. Evlerimizde adı konulmamış, ceza yasalarında karşılığı olmayan bir mahkum hayatı yaşattı bize. Bugün kısmen de olsa yaşıyoruz bu sendromu. İnsanlık henüz atlatamadı bu felaketi. Yeni yeni varyantlar hayatımızı istila ederek kabus yaşattırıyor insanlığa. Anlaşılan biraz daha sıkılacağız. Tek çare,aşı..

Hastalık belli, uygulanacak tedavi de belli. Peki, karşı çıkış, aşıya karşı direniş  neden? Başka bir tedavi, başka bir çare biliyorsanız söyleyin de biz de bilelim; ona göre bir tercihte bulunalım. İnatlaşmaya gerek yok. İnat, gerçeği kabullenmemek ve çözümsüzlükten başka bir anlam ifade etmez. Oysa insanlığın çözüme ihtiyacı var.

Bu kovit virüsünün kendisiyle birlikte bütün dünyayı ekonomik sıkıntılara da düşürdüğü bir gerçek. Tabii gelişmiş ülkeler güçlü bütçeleriyle vatandaşlarını korumak için her türlü tedbiri aldılar. Esnafını, işçisini, çiftçisini, sanayicisini, memurunu sosyal ve ekonomik olarak desteklediler. Vatandaşlarına, virüsten kaynaklanan sıkıntıları hissettirmediler. Bu gün de aynı karalılıkla tedbirleri elden bırakmıyorlar.

Peki bizdeki durum ne? 5-6 Yıl öncesinden kendini göstermeye başlayan ekonomik kriz, bu kovit belasıyla azgınlaştı, dizginlenemez hal aldı. Gelişmiş ülkeler gibi vatandaşlarımız, imkanlar yetersiz olduğu için, yeterli olacak şekilde desteklenemedi. Bu gün yaşadığımız ekonomik krizin üzeri virüs belasıyla örtülmeye çalışıldı. Bu teşebbüs vatandaşta ikna edici olmadı. Neden ve nasıl bu duruma gelindiğini vatandaş görüyor ve biliyor artık.

Mevcut durum çözümsüz mü?  Elbette hayır. Çözüm var, ama inat ve ısrar yüzünden çözüme bir türlü yanaşılmıyor. Yapılacak iş; inatlaşmayı bırakıp bilimsel programlarla sorunu ele almak. İstişareyle, azim ve karalılıkla sorunu çözmeye yönelmek. Kavgayı bırakıp birlik ve beraberlik ruhuyla hareket etmek. Yok, bu da olmaz diyorsanız, bir erken seçime gidip güven tazelemek ya da çözebileceklerin önünü açmak. Görüyorsunuz çaresiz değiliz. Çare var, yeter ki buna inanalım.

Bir Pazar kahvesinin ruha dinginlik veren buğusunda duygusal konulardan bahsetmeyi çok isterdim. Ne var ki, yaşadığımız konjonktürün üzerimizdeki maddi ve manevi baskısı bundan men ediyor beni. Çevremde yoksulluğun kahredici tablolarını görmek duygularıma gem vuruyor, ruhumu güzel düşünce ve duygulardan mahrum bırakıyor. Kriz, güzelliklerin üzerini bir sis perdesi gibi örtüyor. Güzel duygular mahkum, hayaller tutsak..Ruhlar, karamsarlığın işgalinde..Akıllar tutuk, algılar serseri mayın gibi savruk, ümitler sönük, yarınlar meçhul.

 Halimiz bu. Şahsi menfaatlerini bir yana bırakıp milletin derdiyle dertlenen Mustafa Kemal Atatürk gibi bir kurtarıcı gerek. Mutlaka vardır, millet farkına varacaktır. Yeter ki, yönünü güneşe dönsün. Çaresiz olmadığını idrak etsin. Yarınlar güzel ve daha güvenli olacaktır. Bünyemizi tahrip eden bu ekonomik virüsün de mutlaka aşısı bulunacaktır. Teşhis doğru, tedavi biliniyor.

remzisarikas@gazetebanka.com

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
20Oca

Kutlu Yürüyüş

19Oca
17Oca

Huzur Veren Beyanatlar!

16Oca
15Oca

Güneş Mutlaka Doğacak..