Ekonominin Ülkelere Özgü Kuralları Vardır - Remzi Sarıkaş

Ekonominin Ülkelere Özgü Kuralları Vardır


Türkiye güçlü bir ülkedir. Yer altı ve yer üstü kaynakları zengin. Yeter ki liyakatli yöneticiler tarafından adil yönetilsin. Bu ekonomik krizi de atlatacak. Ama milletçe ağır fatura ödeyeceğiz. Sebebi; bize özgü bir ekonomik modelimizin olmaması, yönetimde liyakatsizlik, uygulamalarda öngörüsüzlük..

“Faiz sebep, enflasyon sonuçtur.” söylemini ekonomide egemen kılmak için yapılan uygulamaların ülkemiz ekonomisinin realitesiyle örtüşmediği, sosyal hayatımızı düşürdüğü vahim tablodan belli. İlk bakışta söylem olarak doğru gözükmesine rağmen, Türkiye gerçekleriyle tezat teşkil ettiği apaçık ortada.. Tabii, bu bir tercihtir.

Faizler siyasi iradenin isteği doğrultusunda Merkez Bankası tarafından düşürülmesine rağmen döviz kuru her gün yeni rekorlar kırmaya devam ediyor. Enflasyon, hızla yükselişini sürdürüyor. TL, tarihinin en değersiz zamanlarının bahtsızlığını yaşıyor. Tezimiz doğru olsaydı, tablo bunun tam aksi olacaktı. Demek ki, yap  boz tahtasına çevirdiğimiz ekonomimiz her geçen süre daha vahim yaşamları sunuyor bizlere.

TÜİK verilerine göre yani resmi enflasyon yüzde 19, 98. Bu rakam, piyasadaki fiyat artışları ve vatandaşın yaşadığı enflasyonla bağdaşmıyor. Gerçek enflasyon oranı; devletin,  resmi olarak tahsil edeceği vergi, harç ve cezalara uygulanacak orana yansıtıldı. Enflasyon oranını resmi olarak öğrenmek için bunlara bakmak gerekir. Nedir bu oran? Yüzde 36,2..Burada şu soru akla gelebilir: TÜİK, enflasyonu neden düşük gösteriyor? Cevabı apaçık ortada; işçiye, emekliye, asgari ücretliye, çalışana düşük zam vermek için. Bunun başka açıklaması bu şartlarda olamaz. Hayır, öyle değil, diyorsanız asgari ücrete ve emeklilerle çalışanlara yüzde 36,2’nin üzerinde zam yapılacağına inanıyorsunuz demektir. Bekleyelim görelim.

Merkez Bankası’nın faiz oranını düşürmesini eleştirmemiz, yüksek faiz taraftarı olduğumuzu düşündürtmesin. Ekonomideki uygulamanın zamansız ve doğru olmadığını görüyoruz. Uygulama doğru olsaydı, faizler düşerken kur da, müteahhitlere yapılan garanti ödemeler de, enflasyon da düşerdi. Ama öyle olmadı. Elbette faize karşıyız. Faiz, ağacı içten kemiren kurt gibidir. Dinimizce de haramdır; bünyeyi tahrip eder. Ancak, ekonominin realitesiyle örtüşmezse bugün yaşadığımız sorunlar gibi çok ağır bedeller ödememize sebebiyet verir. Global ekonomilerin kendilerine özgü kurallarına uymazsak hesaplarımız tutmayabilir, nitekim bizimkiler tutmadı.

ABD, tarihinin en yüksek enflasyonunu yaşıyor. Yüzde 6,7. Dünyanın gelişmiş ekonomileri takibe aldıkları bu duruma göre tedbirlerini alarak ülkelerindeki faizleri yükselttiler. Çünkü ABD, tedbir alarak dışarıdaki dolarlarının geri dönmesini sağlayıp enflasyonu düşürmek için faizleri yükseltecek. Uluslar arası para değeri olan ve bütün ekonomilerin ağırlıklı olarak kullandıkları doların beynelmilelliği öne çıkıyor, bu realiteyi çok iyi bilen ülkeler ekonomilerinin etkilenmemesi için gerekli tedbirleri alıyorlar.

Biz ise tam tersi uygulama yaptık. Tamamen dolara endeksli ekonomimizi bir çıkmaza sürükledik. Faizleri düşürerek hem döviz kurunun hem de enflasyonun yükselmesine sebebiyet verdik. Yani, evdeki hesap çarşıya uymadı.  Uyguladığımız, Çin’in, Tayvan’ın, Vietnam’ın uyguladığı model. Çin modeli..İyi de her ülkenin kendine özgü şartları ve gerçekleri vardır. Çin’in uyguladığı ekonomik modeli biz uygularsak tutmaz. Çünkü Çin’de her ev bir imalathanedir. Çin iğneden ipliğe her şeyi kendi üretiyor. Üstelik kendi aramalını ve hammaddesini kullanıyor. Bizim gibi ara malı ve hammaddeyi dolarla ithal etmiyor. Bundan dolayıdır ki, bizim sanayi üretimimiz ve imalatımız da dolara bağımlı olduğu için yüksek maliyetli oluyor. Bu durumda Çin ekonominin gereği olarak doları yükseltip fiyatı indirdi mi alıcı oraya koşuyor. Çünkü ürettiklerinin maliyeti düşük, pahada ucuz, alıcısı çok.

Şunu da ifade edelim ki, kurun yüksek olması ihracatımıza mutlaka olumlu yansıyacak, ithalatımızın azalmasına vesile olacaktır. Bu da ekonomimize cari açığın düşmesi yönünde olumlu katkı yapacaktır. Ancak, ekonomimizde arzu ettiğimiz olumlu sonuçları alabilmemiz için yerli ara malı ve yerli hammaddeye yönelmemiz şarttır. Doların sanayi ve imalatımız üzerindeki etkisini en aza indirmemiz esastır. Bu kararlılığımızı ve öngörümüzü hayata geçirebilirsek başarılı olmamızın önünde hiçbir engel kalmayacaktır. Unutmayalım ki, tedavinin doğru olması için teşhisin doğru konması lazım. Bu bir tercihtir. Doğru tercihler de daima olumlu sonuçları doğurur.

remzisarikas@gazetebanka.com

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
20Oca

Kutlu Yürüyüş

19Oca
17Oca

Huzur Veren Beyanatlar!

16Oca
15Oca

Güneş Mutlaka Doğacak..