Gerçekleri Örtmeye Uğraşmak Beyhudedir - Remzi Sarıkaş

Gerçekleri Örtmeye Uğraşmak Beyhudedir


Yaşamakta olduğumuz ekonomik krizden dolayı milletçe kimyamız iyice bozuldu. Doların artış çılgınlığının devam ettiği günümüzde milli paramız TL’nin kartopunun güneşte eridiği gibi erimekte olduğu günlerin kabusunu yaşıyoruz.

Doların yükseliş sayesinde ülkemiz, yabancılar için dünyanın en ucuz ülkesi haline geldi. Deha sahibi ve dünyanın en büyük ekonomistleri olduğundan hiç kuşku duymadığımız aziz yöneticilerimiz dolardaki yükselişin önüne bir türlü geçemiyorlar! Dolardaki yükselişi durdurmak için yetkililerin her türlü tedbiri almalarına inat(!) tırmanışına devam ediyor. Doların bu hale geleceğini aylar öncesinden görerek yetkilileri uyaranlar, muhataplar tarafından bu açıklamaların “iyi niyetle” bağdaşmadığı eleştirisiyle karşılaşıyorlardı. Hatta dolar bir süre sabit kalınca, “Dolar, 6 lira, 7 lira olacak diyenler, nerdesiniz?” diye akılları sıra dalga geçiyorlardı. Gelinen noktada bugün dolar 12 TL ile 13,5 TL arasında çıkışlı inişli seyrine devam ediyor. Sadece Eylül ayından beri dolar yüzde 36 değer kazandı. “Dolar, yükseleceği kadar yükseldi, artık yükselmez!” diyenler şimdi suskunluk dünyasının müdavimi oldular. Biz, onlara soralım: “Ey dolar artık yükselmez diyenler, neredesiniz?”

Yanlışın “yanlış”  olduğunu bilmek ve yanlışa “yanlış” demek bir erdemdir. Yanlış yapanlar, yanlış yaptıklarını kabullenmiyor ve dolayısıyla ısrarla ve inatla yanlış yapmaya devam ediyorlarsa, milletin hakemliğine gitmekten başka çare yoktur. Bünyeye verilen tahribatın daha fazla büyümemesi için başkaca çözüm yoktur. Bu, iktidar için halktan yeniden onay almak için de bir fırsattır ve güven tazelemektir. Bahane aramaya gerek yoktur. Gitmemek için bahane arayanlar, bahanelerini millete beğendirmek mecburiyetindedir. Bahaneleriniz milleti ikna edici ise ve bu bahanelerinizi millete kabul ettirirseniz yerinizde kalır, ülkeyi tazelenmiş ve onaylanmış bir yetkiyle yönetmeye devam edersiniz.

“Soğan ekmek yiyin!”, “Porsiyon küçültün!”, “Pazara akşamüzeri çıkın!”, “Köprülerden, tünellerden, yeni yollardan paralı diye seyahat edemiyorsanız asfalta bakın, içiniz açılsın!”, “Benzin istasyonlarında gördüğünüz araç kuyrukları zamlardan değil, arabaların fazlalığından!” gibi geçim sıkıntısı çeken milletle dalga geçer açıklamalar, yönetenlerin sermayelerinin sahip oldukları iktidar gücünün kendilerine sağladığı özgüven zehirlenmesinin tezahürü.. İktidarlarının ilelebet devam edeceği vehmine kapıldıklarının bariz bir göstergesi. Oysa, dikta yönetimler dahil dünyada halkın destek vermediği hiçbir yönetim iktidarını devam ettirememiştir. Ne çeşit yönetim şekli olursa olsun son sözü daima millet söyler.

Millet uyandı artık. Yalana itibar etmiyor, gerçekleri görüyor. Yalanla gerçeği akıl terazisinde tartıyor ve gerçeğin her geçen gün daha semirdiğini, terazinin kefesinde daha ağır bastığını görüyor. Yalan, gittikçe kilo kaybediyor. Millet, yaşadığı gerçeğe tabi tutulduğu algılar üzerinden değil, kendi penceresinden bakıyor. “Yalan”, harçsız yapılan duvar gibidir. Harç kullanılmadan örülen duvarla yapılan bina ayakta duramaz, yıkılır ve enkaz olur. “Gerçek”, duvarı güçlü ve dayanıklı kılan harç gibidir. Böylesi duvar üzerine inşa edilen bina uzun ömürlüdür ve kolay kolay yıkılmaz.

Başarıları kendine başarısızlıkları “dış güçlere”, “faiz lobilerine” ihale etmek başarısızlık batağına saplanıldığının ifadesidir. Bu tür açıklamalar bugün için vaziyeti idare etmiyor, zevahiri kurtarmıyor, siyasi bir kazanım sağlamıyor. Kim bu dış güçler? Bunlar devr-i iktidarınızda mı ortaya çıktılar, yoksa her devirde varlar mıydı? Bu faiz lobisi dedikleriniz hangi güçler? Bunlar da her devirde varlardı da size bir husumetleri mi var? Bu sorulara, kamuyu ikna edici cevaplar veremediğiniz sürece yaşanan kötü gidişatın, ülkeyi iyi yönetemediğinizin ve uyguladığınız yanlış politikaların bir sonucu olduğu gerçeği milletin hafızasında yerini alacaktır. Kurtuluşunuz olarak gördüğünüz bu tercihiniz millet tarafından tasvip görmüyor. Gerçekleri yalanlarla, uydurma senaryolarla örtbas edemezsiniz. Her zora düştüğünde “dış güçler” durağına sığınan iktidar, devleti yönetme yeteneğinden mahrum demektir.

Tok karınları bu sanallarınızla ikna edebilirsiniz, ama karnı aç olanların gerçeği ekmektir. Bu gerçeği kabullenip çözüm üretmezseniz, biliniz ki gidicisiniz!

remzisarikas@gazetebanka.com

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
17Oca

Huzur Veren Beyanatlar!

16Oca
15Oca

Güneş Mutlaka Doğacak..

14Oca
13Oca