Halimiz Budur! - Remzi Sarıkaş

Halimiz Budur!


Bir tuhafız yine… Farklı duygularla farklı davranışlar sergileyerek farklı dünyaların insan figürlerini ortaya koyuyoruz. Aynı ortak kaderi paylaşan millet olmamıza rağmen, yorumlayışımız ve algılayışımız ortak tepkilerde ayrıştırıyor bizi. Bu durum, ortak umutların ve beklentilerin ortaya konmasına engel teşkil ediyor. Vaziyetimiz, büyük çoğunluğun hayatını daha da zorlaştırırken, varlıklı küçük bir azınlığın hayatını hem kolaylaştırıyor, hem de zenginleştiriyor. Oysa, böyle olmamalıydı. Bu, aynı zamanda birlik ve beraberliğimizin tesisine de bir darbedir. Bu hal ile karanlıklardan aydınlığa çıkmak, özlemini çektiğimiz güzel günlere kavuşmak zor görünüyor.

Bir günde yaşadığımız olaylar, dünyanın gelişmiş ülkelerinde bir ayda, hatta bir yılda yaşanmıyordur belki de. Öyle ya, dünyanın hangi gelişmiş ülkesinin milli parası, dolar karşısında saat başı değer kaybetti? Hangi gelişmiş ülkede dolar, bir haftada yüzde 50’nin üzerinde değer kazandı? Hangi ülkenin insanları, dövizin kontrolsüz artışını ve 3 ay içerisinde yüzde 100’ün üzerinde (8,30 TL’den 18,65 TL’ye) yükselişini sessizlikle izledi? Kimler, alınan bir kararla dövizin yüzde 45 değer kaybetmesini büyük bir coşkuyla kutlarken, 3 ay öncesine göre dövizin hala TL’den yüzde 50 değerli olduğunu görmezden gelir?

Sanırım bu prototip örnekleri dünyada sadece bizde var! Böylesi örnek bir tablo sergileyen bir ülke ve millet yoktur dünya üzerinde, kendimizle gurur duymalıyız! Yaşadıklarımızı yazmaya kalksak, ciltlerce kitap olur. Bu deha dolu hazinenin kaybolup heba olmasına göz yumamayız! Gelecek nesillerin bilgilenmesi ve biz atalarıyla gurur duymaları için mutlaka yazılacak! Çünkü tezatların her türlüsünü örneklendiriyoruz. Yoksullaşmasını kutlayan bizden başka bir millet yoktur dünyada! Biz, biz değiliz artık. Değişime uğradık, şartlandırıldık, başkalaştık. İnançlarımıza olan bağlılığımız ve muhafazakarlığımız algı operasyonlarına tabi tutulup mankurtlaştırıldık. Böylece üstünlerin değirmenine su taşıyıp çıkarlarına hizmetkar olduk. Çaresizliğimize çözüm üretmelerini istememiz gerekirken, bizzat çözümsüzlüğün sebebi olduk.

Biz bu haldeyiz de kurumlarımızın durumu ne? Bu kurumlarımızın başında yasalara göre bağımsız olması gereken MB, TÜİK, BDDK ve medyamız gelmektedir. Bu yazımda kısaca bağımsız(!) BDDK’ya değineceğim. Bu kurumumuz, “Sosyal medya ve yayın organları üzerinden kur hareketlerini manipüle etmeye yönelik paylaşımları dolayısıyla..” 2009-2014 yılları arasında MB’na çok başarılı başkanlık etmiş olan kıymetli bir siyasetçimizle birlikte aralarında önemli ekonomistlerin bulunduğu 26 kişi hakkında  Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunmuş.

BDDK’nın en önemli görevlerinin başında, “Denetleme” geliyor. Durum bu olunca, haliyle bu güzide kurumumuzun akıbeti meçhul 128 milyar doların ne olduğunu; MB döviz stoklarının kamu bankaları aracılığıyla hangi yasanın hangi maddesine göre satıldığını; döviz kurunun 1 Eylülden başlayarak 20 Aralık’ta 18 TL’nin üzerine çıkması karşısında ne işlem yaptığını; Hazine ve Maliye Bakanımız, “Bu artışa spekülatörler neden oldu.”  açıklamasının ardından bu hain spekülatörler hakkında ne işlem yaptığını veya Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunup bulunmadığını da kamuoyuna açıklaması kurumun bağımsızlığı bakımından önem arz etmektedir. Yasalara göre bağımsız olan kurumların bağımlılık görüntüsü vermesi hukuka, adalete ve demokrasiye olan inancı ve güveni zedeler. Görev kutsaldır. Bu kutsiyet; vatanın birliği, bütünlüğü ve bekası için çok önemlidir, hatırlatmak isterim!

remzisarikas@gazetebanka.com

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
24Oca
22Oca
20Oca

Kutlu Yürüyüş

19Oca
17Oca

Huzur Veren Beyanatlar!