Hezeyanlarda Kaybolmayıp Heyecanlarda Var Olmak! - Remzi Sarıkaş

Hezeyanlarda Kaybolmayıp Heyecanlarda Var Olmak!


Büyük mutasavvıfımız Yunus Emre diyor ki; “Beni bende demen bende değilem/ Bir ben vardır bende benden içerü” Bu, Allah aşkının insan bedeninde tekamül etmiş hali. Bu, Allah aşkıyla cezbeye tutulmuş bir dervişin manevi duygularının dizelerde somutlaşmış hali. Tüm maddi sıkıntıların deva bulduğu bu manevi hayat iklimi, günümüz insanında anlam değişikliğine uğrayıp tamamen farklı bir boyut kazandı! Celladına aşık olmuş idamlık mahkum gibi manasız bir esrikliğe kapılmış durumdayız. Anlaşılması ve anlatılması güç bir hezeyan… Bunu, çilehanede çile çeken bir dervişin durumuyla izah etmek ne kadar doğru olur bilmiyorum, ama daha iyi anlaşılması için de daha iyi bir benzetme bulamadım.

Bazen yaşadığımız olayların üzerimizdeki etkisi anlatımda sıkıntı çekmemize sebep oluyor. Kelimeler yetersiz kalıyor, buna bağlı olarak da cümleler muhtevayı tam olarak yansıtmaktan mahrum oluyor. Bu halimizi, ekonomik krizin bize yaşattığı sosyal travmanın psikolojimize yansıyan hali olarak ifade etmek en doğrusu… Akşamdan sabaha çok hızlı değişen bir siyasi hayat düşünce dünyamızı allak bullak etti. Neyi ele alacağımızı, hangisine yorum getireceğimizi belirlemek çok zorlaştı. Yani gündem çok hızlı akıyor ve gündeme yetişmek için büyük efor kaydetmek zorundayız. Hazine ve Maliye Bakanımızın gözlerindeki ışıltı bile ilaç olmuyor bu güç duruma! En iyisi mi biz, kendi ilacımızı kendimiz bulalım. Çare bizde, sebep sahiplerinde deva aramayalım beyhude yere. Sıkıntı üretim merkezlerinde oyalanmayalım boşuna… Hakikatin peşinde başımız dik, alnımız açık, inanç değerlerimizden aldığımız güçle yolumuza devam edelim. Ta ki; sıkıntılar bitene, çaresizlikler sona erene, dertler deva bulana kadar…

Ruhumun karamsarlıktan kurtulup güzel hayallerle süslenmesini, hayallerimin gerçekleşmesini öyle arzu ediyorum ki… Geçmişin zor ama güzel zamanlarını yeniden yaşamayı öyle istiyorum ki… Necip Türk Milletinin gaflet uykusundan uyanıp silkinerek kendine dönmesini öylesine sarsılmaz bir inançla bekliyorum ki… Ezelden gelip ebediyete akıp giden zaman içerisinde Türk varlığının ebediyen var olması ve sonsuzluk iksirinin muasır medeniyet merdivenlerinde somutlaşması özlemimin gerçekleşmesine o kadar hasretim ki… Bunları yaşamaya ömrümün yeterli olmasını, yetimin lokmasını bugün yutan gırtlakların hukuk önünde nasıl sıkıldığını, çocuklarımıza ve torunlarımıza atalarımızdan bize emanet edilmiş yaşanabilir bir Türkiye bırakmanın manevi hazzını, Atalarımıza layık bir millet olduğumuzu kanıtlamış olmanın iç huzurunu, dünyada yönetilen değil yöneten ülkeler arasındaki yerimizi alıp Türk’ün gücünü, adaletini, insan sevgisini, engin hoşgörüsünü ve her zaman mazlumların yanında yer aldığını görmek istiyorum. Dilerim ki, ömrüm bunları yaşamama yeter. Çok şeyler mi istedim ben? Öyle de olsa istiyorum…

remzisarikas@gazetebanka.com

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
20Oca

Kutlu Yürüyüş

19Oca
17Oca

Huzur Veren Beyanatlar!

16Oca
15Oca

Güneş Mutlaka Doğacak..