Hükümler Hükümsüz Kılınmamalı..! - Remzi Sarıkaş

Hükümler Hükümsüz Kılınmamalı..!


Dünkü yazımızda gerçek demokrasilerin yaşatıcısı, sosyal ve siyasal hakların koruyucusu, bireylerin, toplumların ve devletlerin arasındaki ilişkilerin düzenleyicisi olan hukukun tanımı, bireyler, toplumlar ve devletler için önemi üzerinde durduk. Kısaca bizdeki tarihçesine de değindik. AYM Başkanı Sayın Zühtü Arslan’ın katıldığı bir sempozyumdaki açış konuşmasından da alıntı yaptık.

Hukukun egemen kılındığı toplumlarda sosyal hayatın daha disiplinli işlediği, bireylerin ve toplumların adalet kaygıları duymadan asude bir hayat yaşadıklarının örneklerini her yönden gelişmiş devletlerde görmekteyiz. Hukukun uygulanmadığı, bağımsız hareket edemediği, kararlarının yok hükmünde sayıldığı toplumlarda yaşanan çalkantıları ve kaosları da görmekteyiz. Huzursuzluk, kavga, iletişimsizlik, karmaşa, kargaşa, anarşi ve terörün acılarına, kayıplarına ve göz yaşlarına şahit olmaktayız. Keyfi yasaklar, kısıtlamalar, hak ihlalleri sık karşılaşılan ve sorgulanamayan üstünlerin hukuku varlığını ortaya çıkarmaktadır.

Hukuk devletlerinde herkes kanun ve adalet önünde eşittir. Hangi mevkide olursa olsun hiçbir kişiye, zümreye ayrımcılık yapılmaz. Her türlü siyasi ve iktisadi hareketler kurallar çerçevesinde olur. Kişiye, çevreye ve devlete karşı işlenen her türlü mali, idari, siyasi, ahlaki suç iddialarının araştırıldığı, yargılandığı ve hükme bağlandığı, her türlü hukuki anlaşmazlıkların çözüldüğü adres de mahkemelerdir.

Mahkemelerden çıkan her türlü kararlar, hele de kesinleşmiş kararların herkes için bağlayıcılığı vardır. Mevkisi, makamı, kariyeri, statüsü ne olursa olsun bu kararlara uymama veya bu kararları uygulamama lüksü hiç kimseye verilmemiştir. Mahkum edilmiş birini nasıl ki kafamıza göre salıveremezsek, mahkemede beraat etmiş birini de suçlu görme ya da infaz etme hakkımız yoktur. Mahkemelerin verdiği kararlar ne olursa olsun uymak zorunda olduğumuz; onları tanımama, yok sayma gibi tavırlar sergileyemeyeceğimiz bir hakikattir. Yasaları ve verilen kararları tanımazlık hukuku zedeler ve toplumsal güveni sarsar.

Bugün için, mahkemelerin bağımsızlığı konusundaki endişelerimizin ve adaletin tecellisinin ne ölçülerde sağlandığının endişelerini ve kaygılarını taşıyor olabiliriz. Amaç, hepimizin savunduğu ideal hukuk düzenine sahip olmaktır. Bunu başarabilmemiz de evrensel hukuk ilkelerine uymamız ve onları adil bir hayatın varlığı için olmazsa olmaz kabullenmemiz..

Dün günlük gazetemde takip ettiğim bir yazarımızın köşesine taşımış olduğu bir olayı okuyunca irkildim, kaygılandım, endişelendim ve çok üzüldüm. Çünkü, hukukun egemen olduğu bir ülkede asla böylesine bir olayın yaşanması mümkün değildir. Kısaca konu, fetöcü’lükle yaftalanmış bir hakime hanımın tutuklanıp uzunca bir süre yargılandıktan sonran mahkemece suçsuzluğu anlaşılıp beraat ettikten sonra yaşadıklarıyla alakalı..Hakime Hanım, beraat ettikten sonra devlet o’na yüklü bir tazminat ödemiş, ama göreve dönmesine izin vermemiş. Bir süre Gökçeada’da gözlerden uzak kendine yeni bir hayat kuruyor. Burada bir otelde çalışmaya başlıyor. Gökçeada Belediye Başkanı hakime Hanımı Belediyeye bağlı GÖK-AŞ’de işe alıyor. Her kurumda ve kuruluşta olduğu gibi gerekli resmi evrakları –iyi hal kağıdıyla birlikte- tamamlayıp göreve başlıyor. Ama, bu konu Belediye Başkanının soruşturma geçirmesine sebep oluyor. Tabii mahkemede Başkan suçsuz bulunuyor.

Özetlediğim olayın düşündürücü, üzücü ve acı olan tarafı; mahkemede yargılanıp beraat etmiş kişilere hala suçlu muamelesi yapılması. Mahkeme hükümlerinin hükümsüz sayılması..Hukuk kararlarının yok sayılıp siyasi kararların dikkate alınması ve uygulanması..Dünyanın hiçbir demokratik ülkesinde böylesi bir uygulamaya rastlamak mümkün değildir. Olması ve yapılması gereken, bu tür insanlara görevlerinin verilmesi ve itibarlarının kazandırılmasıdır. Gerçek demokrasi bu..Gerçek adalet bu..Hukukun üstünlüğü bu..
Söyleyelim bakalım; ne kadar demokratik bir ülkeyiz?(!)
 

remzisarikas@gazetebanka.com

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
22Oca
20Oca

Kutlu Yürüyüş

19Oca
17Oca

Huzur Veren Beyanatlar!

16Oca