Kaderimiz Bu Olmamalı! - Remzi Sarıkaş

Kaderimiz Bu Olmamalı!


TÜİK’in açıkladığı yüzde 21 oranındaki resmi enflasyon uzmanlar, sendikalar, ekonomistler ve siyasetçilerce sert eleştirilere tabi tutuluyor. Açıklanan enflasyon, vatandaşın yaşadığı enflasyonla örtüşmüyor; zaten yıllardır örtüşmüyordu da..Vatandaşın yaşadığı enflasyon yüzde 60’ın da üzerinde.

Bunu yaşadığım bir örnekle açıklayayım. İki hafta öncesine kadar 20 TL’ye aldığım yumurtayı bugün 24 TL’ye aldım. Alış veriş yaptığım şarküteri en uygun fiyatlarla satış yapan bir iş yeri. Buna rağmen yumurtaya artan maliyetler yüzünden yumurtaya yüzde 20 zam yaptı. Ekmeği, peyniri, zeytini, eti…söylemeye hiç gerek yok. Böyle giderse mevcut gelirimizle yanlarına yaklaşamayacağız bile!

Anlaşılan TÜİK’in enflasyon ölçümü için alış veriş yaptığı Pazar ve marketler ayrı! Sadece bu değil,  araç galerileri bile farklı! Adreslerini verseler de vatandaşlar temel ihtiyaç maddelerini ve araç alış verişlerini oralardan yapsa, inanın bu ortamda çok makbule geçer!İnsanın içinden şöyle söyleyesi geliyor: En uygun fiyata gıda maddeleri ve en güzel, en ucuz arabalar TÜİK’te! Koş vatandaş koş! Yetişen alıyor, bu furyayı kaçırmayın!

Yüzde 21, tüketici(TÜFE) rakamı. Üretici rakamı(ÜFE) ise yüzde 55..Yani üretici, ürettiği malı zararına satıyor. Bunu şu şekilde açıklarsak daha anlaşılır olacak. Üretici, bir ay önce 1 liraya ürettiği malı bugün 1,55 TL’ye üretiyor. Demektir ki bu da vatandaşa bir ay sonra zam olarak yansıyacaktır.

Peki TÜİK, neden enflasyonu düşük gösteriyor? Hepimiz biliyoruz ki bu sıralarda 2022 yılı bütçe görüşmeleri yapılıyor ve bu görüşmeler bitirilmek üzere. Emekliye, işçiye, memura, asgari ücretliye resmi enflasyona göre zam verilecek. Bundan dolayıdır ki, resmi enflasyon rakamı vatandaşın yaşadığı gerçek enflasyon rakamıyla örtüşmüyor. Bu, fakirlere,  emeklilere, asgari ücretlilere ve tüm çalışanlara yoksulluğun kapılarının ardına kadar açılması demek. Çoğunluğu mutsuzluğun akıntısına kaptırıp azınlığı mutluluğun deryasında yüzdürmek demek.

Bu demektir ki, bundan sonra zengin daha zengin, fakir daha fakir olacak. Her ne kadar “Döviz kurunu fakirler için serbest bıraktık!” diye açıklansa da maalesef gerçek böyle değil. Şöyle ki,  1 milyon ve üzeri doları olanlar, dolar 13 TL’den 14 TL’ye çıktığında bir günde kaç milyar lira kazandıklarını bir düşünün. Bizim hayallerimiz bu rakamlara ulaşamıyor. Bankalarda açılmış 360 bin, 1 milyon ve üzeri dolar hesabı var. Bahsettiğimiz mutlu azınlık, katmerleşen zenginliğe sahip bu kitle..Bu, kader demeyin, kader bu olamaz; bu yanlış tercihlerimizin sonucudur.

Bir düşünelim, bu kur politikası kime yarıyor? Emekliye, işçiye, memura, asgari ücretliye yaramadığı belli. Açıkçası bankalarda milyon dolarları olanlara yarıyor. Demek ki yüksek kur, çoğunluğu yoksullaştırırken, küçük bir azınlığı daha da zenginleştiriyor.

Yükselen dolar kuruyla ülkenin yüzde 80 gibi büyük bir çoğunluğu yüksek enflasyon baskısı altında inim inim inlerken ekonomide yanlış bir yol izlendiği gerçeği ortaya çıkıyor. Yetkililerin bunu görmezden gelmeleri umutsuzluğu artırıyor. Çözüm üretmesi gerekenler, sorunun ana nedeni olduklarının farkına varmalılar. Alay etme yerine gerçekleri görüp çözüme odaklanmalılar. Yüksek kurun, yüksek enflasyon demek olduğunu görmeliler. Yüksek enflasyonun, yoksulluğu artıran bir canavar olduğunu kabullenmeliler. Kavgayı değil, istişareyi ve birlikte çözümü tercih etmeliler. Millet sevgisi budur işte.

remzisarikas@gazetebanka.com

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
24Oca
22Oca
20Oca

Kutlu Yürüyüş

19Oca
17Oca

Huzur Veren Beyanatlar!