Krizden Herkes mi Sıkıntıda? - Remzi Sarıkaş

Krizden Herkes mi Sıkıntıda?


Ülkemiz iktisadi ve siyasi sorunlarla karşı karşıya.. Olağanüstü bir süreçten geçiyoruz. İktisadi sorunların devasa boyutlara ulaşması iç ve dış siyasi sorunları da olumsuz şekilde etkiliyor. İçte siyasetin doğurduğu kaos, dışta da muhterem yalnızlığımız.. Çözümsüzlük ve sorun üretme.. Tamamen dolara bağımlı bir ekonomi ve buna bağlı olarak tehlikeye düşen bekamız..

Doların her gün yükselmesiyle toplumun büyük bir kesimi yoksulluk batağına saplanıyor. Çözümsüzlüğün girdabında yoksulluğun debelenmesi, beyhude kurtuluş beklentisinin hayal kırıklığı sendromunu yaşatıyor büyük kitlelere..Hal böyle olunca umutsuzluk ve karamsarlık kara bulutlar gibi çöküyor milletin üzerine. Fırtına öncesi bir sessizlik..

Her ne kadar dolarla maaş almasak(!) da tamamen dolara teslim bir ekonomik sistem, doların her yükselişinde sabit gelirlileri yoksullaştırıyor. Evet, TL ile maaş alıyoruz ama dolar kuruna göre tüketiyoruz. Nitekim dolara endekslenmiş ekonomik hayatımızda gelirlerimizi de dolara göre hesaplama mecburi bir hal alıyor. Bizim için çok incitici, çok rencide edici ve onur kırıcı bir durum. Milli paramız TL, maalesef doların hakimiyetine teslim edilmiş ve ekonomimiz dolar tarafından işgale uğratılmış durumda!

Bakınız, 1 Ocak 2021’de asgari ücret 383 dolar. 2 Aralık 2021’de ise 212 dolar. İşte, yoksullaşmanın çok basit ve somut bir örneği. Derin ekonomik kriz yaşadığımızın içimizi acıtan bir göstergesi. Milletimizin büyük bir çoğunluğunun mahkum edildiği karamsarlık tablosu.. Herkes mi bu durumdan mustarip. Hayır! Faizlerin düşürülüp kurun artmasıyla zenginliğine zenginlik katan mutlu bir tabaka var elbette. Kısaca bunlara bir göz atalım. Öncelikle bu ekonomik krizin bankalara yaradığını tespit edelim. Merkez Bankası’nın “gösterge faizlerini” düşürmesi ile elinde bol miktarda hazine bonosu bulunduran bankalar doğrudan kar yaptılar. Merkez Bankası’nın faiz indirmesiyle mevduat faizlerini yüzde 14’ün altına indiren bankalar, yüzde 14 ile topladıkları mevduatı yüzde 22-25 aralığında vatandaşa ihtiyaç ve konut kredisi olarak sattılar. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nun (BDDK) aylık raporuna göre, bankacılık sektörünün Eylül 2021 döneminde net karı 56 milyar 981 milyon TL. oldu. Bankaların bu faiz indirimi doğrultusunda yıl sonu karının 65 milyar TL. civarında olması bekleniyor.

Tabii birde devletten ballı ihaleler alan müteahhitlerimiz var. Dünya beşten büyük, ama Türkiye’miz beş müteahhitten küçük! “Yap-İşlet-Devret” modeliyle bu muhterem müteahhitlere verilen ihale garantileri dolar bazında.  Üstelik yıllık fiyat artışı Amerikan doları olarak hesaplanıp bu ülkedeki enflasyon oranı ile zam yapılıyor. Bu yıl Amerika’da yüzde 6,7 ile son 31 yılın en yüksek enflasyonu yaşanıyor. Yollara, köprülere, tünellere, tüp geçide verilen geçiş garantileri ve Şehir Hastaneleri’ne verilen hasta garantilerinin -teknik ayrıntılarına girmeden söyleyeyim-yapılacak ödemeleri bir düşünün. Bir de bu müteahhitlere yapılacak garanti ödemelere verilecek para ile bu yatırımları devlet kendi bütçesinden yapsa idi, bu yapılanların kaç misli hizmet yatırımı yapılacağını hesap edin. Edin ki, içine düştüğümüz olayın vahametinin farkına varın. Ha bir de devletimizin yaptırdığı köprüler ve yolların maliyetiyle buralardan alınan geçiş ücretlerini kıyaslayın.

Karamsarlığa kapılmayın, çözümü vardır ve mutlaka bu sorunlar demokratik kurallar çerçevesinde çözülecektir. İnanın, güvenin, emin olun! Yapılacaklar basittir. Adaletin tesisi, hesap verebilirlik, öngörebilirlik, istişare, sosyal adalet ve adil bir sosyal paylaşım, yönetimde temsil, devlette liyakat…Güneşi görebilmek için gölgeden çıkmak lazım!

remzisarikas@gazetebanka.com

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
20Oca

Kutlu Yürüyüş

19Oca
17Oca

Huzur Veren Beyanatlar!

16Oca
15Oca

Güneş Mutlaka Doğacak..