Kültürümüz ve İnancımızdan Feyz Almalıyız! - Remzi Sarıkaş

Kültürümüz ve İnancımızdan Feyz Almalıyız!


Çok zengin bir kültüre sahip ender milletlerden biriyiz. Türk Kültürü, çağlar ötesinden bugüne taşıdığı çok zengin kültürel eserlerle doludur. Bu eserlerin her biri birer hazinedir. Her devlet görevlisi, en üstten en alttakine kadar bu hazinelerden istifade etmelidir. Bunlardan elde edilecek kazanımlara paha biçilemez. Bu kaynaklarla ruhunu ve beynini besleyen yöneticiler hiçbir zaman adaletten, hukuktan ve adil yönetimden uzaklaşmazlar. Kalpleri insan sevgisi ile doludur. Yüce Allah’ın yarattığı en değerli varlık olan insana hizmet etme aşkı ve heyecanıyla dopdoludurlar. Tek gayeleri insana hizmet için adaletle yönetmektir.

Şimdi, İslamiyet’in kabulünden sonra bu eserlerin ilki olan Kutadgu Bilig’ten kısaca bahsedeceğim. Bu eser, 1069-1070 yılları arasında Yusuf Has Hacip tarafından Kaşgar’da tamamlanmış ve Karahanlı hükümdarı Tabgaç Buğra Han’a sunulmuştur.

Eserde birey ve toplumların hem bu dünyada hem de ahrette mutluluğu nasıl yakalayacakları sembolik bir dille anlatılmıştır. Adalet, mutluluk, akıl ve akıbet gibi kavramlar bazı karakterlerle somutlaştırılmıştır. Bu esrin asıl amacı, devlet yöneticilerine ve tüm insanlara faydalı olmaktır. İslami Dönem Türk Edebiyatı’nın ilk didaktik (öğretici) eseridir.

Eser, devlet adamlarının nasıl bir siyaset tarzı izlemeleri gerektiğini anlattığı için Türk Kültür ve Edebiyat tarihindeki ilk “Siyasetname” olarak kabul edilir. Her devlet yöneticisi bu eseri mutlaka okumalı, özümsemeli ve uygulamalıdır. Adaletle yönetmenin ve aklı kullanarak insanları iki dünyada da mutlu etmenin kuralarını anlatıyor bu eser. Bu özelliklerinden dolayı her yetkilinin daima başucunda olması gerekir.

Günümüz siyasetinde din, insanları bir ikna argümanı olarak kullanıldığından bu eseri hatırlatmak ve devlet adamlarımızın feyz almalarını sağlamak amacıyla Kutadgu Bilig’e değinmek zorunda hissettik kendimizi. İslam’a göre din, Allah tarafından insanlığa vahiy aracılığıyla bildirilen “hayat tarzı” ve kurallar bütünüdür. Din, insan adlı “değerli” varlığın kullanım kılavuzu, yol haritası, değerler ve ilkeler dizgesidir.

Bir toplumda din, ahlak zemini üzerine oturmazsa orada dinin gerçek kurallarının varlığından söz etmek doğru olmaz. Zira bütün semavi dinler, insanlığa güzel ahlakı tebliğ için gönderilmiştir. Yani, ahlaksız din olamaz. Bugün yaşadığımız tezatlar, çelişkiler ve akıl dışı uygulamalar hep bu yüzden..Şunu da ifade etmek gerekir ki din,siyaset üstü bir kurumdur. Gündelik siyasete malzeme edilirse orijinalliğinden uzaklaşır ve kişilerin menfaatlerine uyarlanarak yapay bir hal alır. Bu da insanlarda din hakkında birtakım istifhamların doğmasına sebebiyet verir.

Son günlerde siyaseten çok sert tartışmalara neden olan Bakara Suresi’ne burada kısaca değinmek gerekiyor. Sure’nin mealine değinmeden sadece Diyanet’in sitesindeki tefsirini alacağım. “Müslümanlar Mekke’den Medine’ye göç ederek müşriklerin saldırılarından kısmen kurtulmuşlardı. Bununla birlikte hicretin ilk yıllarında hala kaygı ve korkuları vardı; yeni vatanları olan Medine de putperestlerin tehdidi altındaydı. Nitekim kısa zaman sonra çatışmalar başladı. Bu arada Müslümanlar ağır maddi sıkıntı çekiyorlardı; hicret edenler mallarını geride bırakmışlardı; çatışmalarda da mal ve can kaybına uğruyorlardı. İmkanlarını kardeşçe paylaşmalarına rağmen –Peygamber ailesi de dahil olmak üzere- çok zaman günlerce karınlarını doyuramıyorlardı. Ayette özellikle Medine döneminin ilk yıllarındaki bu sıkıntılara işaret edilmekle beraber, genel anlamda Allah’ın insanları bo tür sıkıntılarla imtihan etmesi her zaman mümkün olduğundan, ayetin anlamı ve amacı da mutlak ve geneldir.”

Bu tefsire göre ülkemizde yaşanan sıkıntıları devletin en üst kademesinde bulunanlar da yoksullarla paylaşmalıdır. Bu ayet yoksulları susturmak için kullanılmamalıdır. Tefsirde, “İmkanlarını paylaşmalarına rağmen –Peygamber ve ailesi de dahil olmak üzere- çok zaman günlerce karınlarını doyuramıyorlardı.” Demek ki, bugün mevcut olan sıkıntılar devleti yönetenlerin sahip oldukları tüm imkanları paylaşmasının gerektiğini tefsir anlatıyor bizlere. İşte iman bu, inanç bu, hak bu, adil olmak bu, gerçek Müslüman olmak bu..Başka söze hacet yok!

remzisarikas@gazetebanka.com

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
20Oca

Kutlu Yürüyüş

19Oca
17Oca

Huzur Veren Beyanatlar!

16Oca
15Oca

Güneş Mutlaka Doğacak..