Milletçe Tezatları Yaşıyoruz - Remzi Sarıkaş

Milletçe Tezatları Yaşıyoruz


Siyasi, iktisadi ve sosyal alanlarda her türlü tezatların sergilendiği bir ülkede yaşıyoruz. Bu cennet ülkede böyle bir tablonun yaşanıyor olması necip Türk Milletinin uğradığı erozyondan kaynaklanıyor. Buna popüler kültür de ilave olunca zemin iyice kayganlaştı. Kültürel dejenerasyon içerisinde pek çok değerlerimizle birlikte kendimizi de kaybettik. Başkalaştık, değişime uğradık; eskilerin deyimiyle muvazeneyi kaybettik. Kendimize yabancılaştık. Mili hafızamız işgal edilerek özgür irademizle karar alma ve karar verme yeteneklerimiz köreltildi.

Bizim adımıza hep başkaları karar alıyor, karar veriyor; düşünüyor, anlatıyor, yazıyor, konuşuyor… Kendi irademizi başkalarının iradesinin tahakkümü altına koyduğumuzdan tüm melekelerimizi dumura uğrattık. Neticede liyakatsiz kişileri liyakatli, ehliyetsiz kişileri yetenekli kılmanın sadakatini ortaya koyduk. Böylece kendi elitimizi, kendi üstünümüzü yaratmış olduk. Hal böyle olunca yaşanılanlardan sorumlu olmadığımız gibi, sorumluluk verdiklerimizin her yaptıklarını da onayladık. Ölümü gösterip sıtmaya razı edildiğimizin farkına varmadan zafer naralarıyla şehir turları attık, halaylar çektik, maytaplar patlattık. Sınırsızca coştuk, eğlendik! Bu esriklikten kurtulup hala kendimize gelemedik. Bir koma durumundayız!

Bu halet-i ruhiye içerisinde yeni bir yılı karşıladık. Yeni yılın ilk gününe “Günaydın!” diyerek yeni umutlarla başlamayı umarken zam sağanağıyla tebessümsüz kaldık. Biz niçin bu kadar sevinç gösterilerinde bulunup sınırsız coştuk, bir türlü anlam veremedim. Gördüm ki, hala yeni yıla giremeyenler var ülkemizde. Onlar hala zafer sarhoşluğunun etkisindeler. Öyle ki, zam haberlerini –pardon, dil sürçmesi, fiyat ayarlamalarını –sabah programında işleyen sunucuya sinkaflı iletiler bile gönderildi. Sanki yapılan zamlar uzaylılar tarafından uzaylılar için yapıldı; bizi ilgilendirmiyor! Biz niye dert ediyoruz ki, uzaylıların sorunu! Bunun adını siz koyun lütfen!

Gelelim bu zamların düşündürttüklerine. Bu zamlar,  neden bir gün önceden yapılmamış olabilir, diye insanın aklına şeytanca(!) bir soru geliyor. Yangına körükle gidiyorum sanmayın sakın, düşünüyorum sadece. Çünkü ben, emekli bir öğretmenim ve henüz aklımı kiraya vermedim, vermeyeceğim de... Ülkem için, mağdur edilmiş milletim için düşünmeye devam edeceğim. Bu, sadece benim değil, özgür iradeye sahip her bireyin göstermesi gereken tavır. Sessizlerin sesi, kimsesizlerin kimsesi, düşünemeyenlerin düşüneni olmak zorundayız. Böyle yapar ve başarabilirsek aydınlığa ancak çıkabiliriz. 

Zamlar, 31 Aralık’ta yapılmış olsaydı Aralık ayının enflasyonu daha yüksek çıkacaktı. Bu durumda emekliye, memura daha yüksek oranda zam yapılması gerekecekti. Verilen sözler doğrultusunda yapılması gereken zammın bütçeye getireceği yükün ve doğuracağı ödeme zorluğunun önüne geçilmiş oldu. Böylece yöneticilerimiz rahat bir nefes almış oldu. Zaten TÜİK, enflasyonu bilinmeyen marketlerden yaptığı alış verişle ölçtüğü için bizim enflasyonumuzla hiç örtüşmüyor; bundan dolayı da daima bizim muhatap olduğumuz enflasyonun altında bir rakamı açıklıyor. Bu bir uzmanlık alanı olduğu gibi bir matematik dehasının da ortaya çıkardığı haldir! TÜİK’imizle de sınırsız mutlu olabiliriz! Böyle bağımsız bir kurumumuz olduğu için, ayrıca kendimizle de gurur duyabiliriz!

remzisarikas@gazetebanka.com

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
17Oca

Huzur Veren Beyanatlar!

16Oca
15Oca

Güneş Mutlaka Doğacak..

14Oca
13Oca