Mutlu Musunuz? - Remzi Sarıkaş

Mutlu Musunuz?


Bakanlar Kurulu toplantısının ardından yapılan açıklama ilk anda mutlu etti bizi. Bünyemizi istila eden karamsarlık bulutları dağılıp içimizde ümitler yeniden filizlenmeye başladı. İçimizdeki kış ayazından bir anda temmuzun sıcaklığında hissettik kendimizi. Bu duyguları yaşamamız, üzerimize çöreklenen kabustan kurtuluşun mutluluğuydu. Böyle hissetmemek, ya art niyetten ya da ülkece içerisine düşürüldüğümüz durumdan çıkar sağlamak anlamına gelir.

Bu ülkeye sevdalı, bu ülke için her türlü fedakarlığı yapan ve her zaman da yapmaya hazır olan büyük bir çoğunluk, ekonomik krizin yarattığı geçim sıkıntısını bütün şiddetiyle yaşayan kesimdi. Bu kesimin omuzlarına bindirilen ağır yükten omuzları çökmüş, takati kesilmiş, umutları tükenmiş..Yaşam, bedenlere yük olmaya başlamış..Yaşanılan sorunlar çözümsüzlük sarmalında bütün ümitleri söndürmüş..

Bu halet-i ruhiye içerisinde olan çoğunluk yapılan açıklamadan nasıl umutlanmasın ki? Okyanusta rotasını kaybetmiş denizcilerin karayı görebilme umuduyla ufku gözlemesi gibi her gün yoksulluğu artan vatandaşlar da tünelin ucunda bir ışık görebilmek beklentisi içerisindeydi. Atılacak her adım, çözüm için yapılacak her beyan halkımız için çok büyük bir önem arz ediyordu. Bu yüzden umutlandık, sevindik, içimiz kıpır kıpır oldu. Hatta bazı kentlerde coşku sokaklara, caddelere taştı. Kornalar çalınarak şehir turları atıldı. Sanırsınız ki, taraftarların tuttuğu takım şampiyon oldu! Çok renkli görüntüler yaşandı!

Neydi bu sevinç ve mutluluk gösterilerinin sebebi? Faizler artırılmadan, kurun birkaç saat içerisinde düşürülmesiydi. Gerçekten bu, sevinmeye değerdi. Zaten yoksulluğumuzun bir nedeni de yüksek kur değil miydi? Her saat, her gün yükselen kurla paramız pula dönmemiş miydi? Buna sevinilmeliydi, mutlu olunmalıydı. Çünkü dar gelirliler, asgari ücretliler, emekliler ve tüm çalışanlar artık her gün daha yoksullaşmaktan kurtulacak, rahat bir nefes almaya başlayacaktı. Oh, ne hoş, ne güzel bir durum!

Fakat fazla sürmedi. Yine bilinmezliğin karanlığında yolculuğa çıkarıldık. Çünkü yapılan açıklamalar incelendiğinde yoksul çoğunluğu rahatlatacak bir tedbir olmadığı ortaya çıktı.Kuru düşürmek amacıyla yapılacak uygulama aslında bir örtülü faiz artırımından ibaret..Şöyle ki; bankalarda TL mevduatı olanlara uygulanan mevduat faizi döviz kuruna endekslenecek, kur artışı mevduat faizinin üzerinde gerçekleşirse fark MB ve Hazine tarafından ödenecek. Eğer kur, mevduat faizinin altında kalırsa mevduat sahibi zaten kazançlı olacak.

Buradaki sorun ne, diye sorabilirsiniz. Şöyle: Bankada mevduatı olanlar kimler? Ya da dövize yatırım yapanlar? Ülkenin krizden etkilenen büyük çoğunluğu mu, yoksa parayla para kazanan mutlu bir azınlık mı? MB veya Hazine kurdan doğacak artışı nasıl karşılayacak? Öyle ya, bu kararı alan yöneticilerimiz doğacak açığı ceplerinden karşılamayacak. Tabii ki vergileri artırarak vatandaşın cebine fatura edecek. Yani yük yine vatandaşın cılız omuzlarına yüklenecek. Sırf faizleri düşürdük demek için bu örtülü faiz artırımına gerek var mıydı? Doğrudan faizleri yükseltmek daha akılcı olmaz mıydı? Eğer “Nas” var diye bunu yapıyorsanız faizleri yüzde 14’te tutmak da nasa aykırı değil mi? Şimdi biz yüzde 14’ü faiz olarak görmeyelim mi? Bu durumda faiz yükseltmemiş mi oldunuz?

remzisarikas@gazetebanka.com

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
20Oca

Kutlu Yürüyüş

19Oca
17Oca

Huzur Veren Beyanatlar!

16Oca
15Oca

Güneş Mutlaka Doğacak..