NE UMMUŞTUK, NE BULDUK? - Remzi Sarıkaş

NE UMMUŞTUK, NE BULDUK?


Yaşadıklarımız, yazdıklarımız bir hayal ürünü değil. Abartmıyoruz(!), ne yaşıyorsak onu dillendiriyoruz ki; gözleri olup görmeyenler görsün, kulakları duymayanlar duysun, ağzı olanlar konuşsun! Pandemiye fatura edilmek istenen ve buhrana dönüşmesine ramak kalan bir ekonomik krizi yaşıyoruz. Yaşamakta olduğumuz krizin ayak sesleri 5 yıl öncesinden duyulmaya başlanmıştı, ama kulak kabartan olmamıştı. Geçmişten miras gelen birikimlerin tüketildiğinin farkına varılmamıştı. Zira, o birikimler emek sarf edilmeden elde edilen bir ekonomik başarının sarhoşluğunu yaşatıyordu yetkililere. Ama,deniz bitti!

Krizi bir de resmi elektrik faturaları üzerinden örnekleyelim. Enerji Bakanlığı’nın verilerine göre son üç yılda 11 milyon 975 bin 67 abonenin elektriği, borcundan dolayı kesildi…Faturasını ödeyemeyen abone sayısı 2021 yılının ilk çeyreğinde 1 milyon 108 bin 17’ye yükseldi…Son yıllarda ekonomik kriz nedeniyle yaşanan fiyat artışları vatandaşı sosyal patlamanın eşiğine getirdi.

 Ülkemizin içine düşürüldüğü ekonomik kriz, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın verilerine de yansıdı. Bakanlığın verilerine göre 2020’de 3 milyon 650 bin 173 abone elektrik borcunu ödeyemedi. Elektriği kesilen abonelerin 2 milyon 938 bin 417’sini konutlar oluştururken, şalter indiren işletmelerin rakamı ise 711 bin 756 oldu.

Akaryakıt, temel gıda ve doğal gaza art arda gelmeye devam eden zamlar vatandaşa çok zorlu bir kış yaşatacağının kara haberini vermektedir, abartmıyorum! Yaşam, her geçen gün vatandaşın çökük omuzlarına taşıyamayacağı yükü yüklemekte zalimce davranıyor.  Bu ağır yük altında beli büküldükçe bükülüyor, nefesi daralıyor, mecali kalmıyor ve çaresizce “kaderim!” deyip boyun eğiyor.

Peki bu duruma nasıl gelindi? Milat 2018..Değişim ve dönüşümün tarihi.. Bu tarihte referandumla yapılan Anayasa değişikliği.. Bir hatırlayalım kısaca; neler tartışıldı, neler vaat edildi ve neler oldu? Lafı çok uzatmadan hemen mevzuya gireceğim, çünkü yeni sistemle her şeyin daha doğru, daha adil, daha hatasız, daha çabuk ve daha çağdaş olacağı, hatta bize bütün dünyanın imrenerek bakacağı, kalkınmada yapılacak hamleler ve engelsiz uygulamalarla süper ülkeleri yakalayıp geçeceğimiz.. gibi pek çok parlak, hoşa giden, şevk ve heyecan veren şeyler söylendi.

 Karşı olanlar da, bu sistemin kuvvetler ayrılığını ortadan kaldıracağını ve dolayısıyla demokrasinin kurum ve kurullarının işlevsiz kalacağını, ülkenin içinden çıkılamaz bir maceraya sürükleneceğini, icraatın sorgulanmasının engelleneceğini, demokrasinin ifadesi olan parlamentonun devre dışı kalıp etkisizleşeceğini ve tek adamlık bir yönetim sisteminin oluşacağını savundular.

Gelinen nokta; keşke haklı çıkmasalardı dedirten, karşı olanların haklı çıktığı ve üç yıl gibi bir geçmişi olan sistemin taraftarlarınca da tartışıldığı bir noktadır. Ülke ve millet adına olumlu diyebileceğimiz, geçmişten daha iyi oldu düşüncesine sahip olabileceğimiz bir tablo yok maalesef! Hatta sorunları kabullenmeyen, çözüm önerilerine kulak tıkayan, başarısızlığın faturasını dış güçlere, içteki işbirlikçilerine, fetö’ye ve terör örgütlerine ciro eden bir yönetim anlayışıyla karşı karşıyayız. Yani başarısızlıklar yönetenlere ait değil, başkalarının ya da muhalefetin! Sanırsınız ki ülkeyi muhalefet yönetiyor! Ne yaman çelişki değil mi?(!) Oysa ne umutlar vaat etmişlerdi bizlere, ayaklarımızı yerden kesecek umutlar! Hepsi kısa sürede hiç oldular! Umutlar söndü, hayaller tükendi.!

remzisarikas@gazetebanka.com

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
27Oca
25Oca

Benim Dünyam Bembeyaz!

24Oca
22Oca
20Oca

Kutlu Yürüyüş