Niçin Coştuğumuzun Farkında Mıyız? - Remzi Sarıkaş

Niçin Coştuğumuzun Farkında Mıyız?


Duygularımızı uç noktada yaşıyoruz milletçe. Az şeyle çok mutlu oluyoruz. Aşırı sevince kapılıyoruz. Hislerimiz zirve yapıyor. Şampiyon olmuş bir takımın fanatik taraftarları gibiyiz. Coşkumuz caddelere, sokaklara taşıyor; şehir turları attırıyor, halaylar çektiriyor bizlere. Sınırsız eğleniyoruz hep birlikte.

Niçin bu kadar sevindik, neden bu kadar coştuk hiç sorgulamadık. Coşkularımızın, sevinçlerimizin, eğlencelerimizin bize ne kazandırdığını ya da bizden neler götürdüğünü düşünmedik. Sebep; bizim takım..Maç 90 dakika..Rakibe topu hiç kaptırmadık, hiç atak şansı vermedik. Bütün maçları böyle kazandık zaten! Kondisyon, fizik, teknik, taktik.. Hepsinde üstünlük bizim takımda.Böylesi bir takımda hata aranır mı? Hakemleri bile kendimize hayran bıraktık! Herkes bizim yanımızda, her şey bizim için! Deplasman dahi olsa saha ve seyirci avantajı daima bizde! Ezici bir güce ve üstünlüğe sahibiz! Kimse bize dayanamaz, kendimizle gurur duymak hakkımız. Her şey kontrolümüzde! Buna taraftar olarak nasıl sevinmeyelim?

20 Aralık gecesi ülkece halimiz tam da böyleydi. 1 Ay içerisinde doların 18 TL’nin üzerine çıkmasının sosyal katmanlar üzerinde yarattığı ekonomik krizin müsebbibinin kim olduğunu hiç düşünmedik, hiç sorgulamadık ve hiç araştırmadık. Kısa sürede uçurumun kenarına getirilişimize hiç kafa yormadık. Suçu, hep hiç alakası olmayanlara attık; yönetim zafiyeti geçirdiğimizi aklımızın ucundan bile geçirmedik. Açıkçası gerçekleri görmezden geldik. Bir masalın uyku rehavetine kapılıp uyuştu dimağımız. Ama takım ruhunu asla kaybetmedik! Oskarlık görüntüler sergiledik bütün dünyaya. Dünya şaşkınlık içerisinde bizim filmimizi izliyor! Böyle bir senaryoyu hiçbir ülke yazamadı; kıskandılar bizi!

Senaryo şöyle: Dolar, çok kısa sürede 18 TL’nin üzerine fırladı. Milli paramız TL, büyük bir değer kaybına uğrayıp pula döndü. Bunu eleştirenler, uyarıda bulunanlar mandacılıkla suçlandı. İkazlar hiç dikkate alınmadı. MB’nin piyasaya 5 kez müdahale etmesi bile dövizin ateşini düşürmeye yetmedi. Nihayet 20 Aralık gecesi ekonomistliğimizi sergiledik! Sihirli bir dokunuş yaptık döviz kuruna! Öyle bir dokunuştu ki, MB’nin piyasaya sürdüğü 6 milyar dolar yangını söndüremezken, vatandaşın internet üzerinden bozdurduğu 1 milyar dolar yangını söndürmeye yetti! 2 saat içinde TL, yüzde 40 değer kazandı. Dolar, 11 TL’nin altına kadar düştü.

Sevincimiz, mutluluğumuz tavan yaptı. Bu durumda bizden bahtiyarı olamazdı zaten! Yüce Rabb’im, kulunu sevindireceği zaman önce eşeğini kaybettirir, sonra da buldururmuş! Tam da bu durumdayız şimdi. Bir zafer sarhoşluğunda neyi niçin yaptığımızın farkında değiliz bile. “Ölümü gösterip sıtmaya razı ettiler” bizi; hala zafer çığlıkları atmaktayız.

Evet, milli paramız TL, yüzde 45 civarında değer kazandı, dövizin yükselişi durduruldu. Ama nasıl? Bunun bize yansıması oldu mu? Daha da sıralayabileceğimiz cevapsız sorulara kafamızı hiç yormadık. 20 Aralık gecesi yapılan açıklama “yeni ekonomik model” mi, “yeni ekonomik program” mı, “yeni ekonomik plan” mı? Her neyse adını bir türlü koyamadığımız bu açıklamanın gerçek adının “kura endeksli örtülü faiz” modeli olduğu uzmanlarca tanımlandı. Bankalarda TL mevduatına verilen faiz, döviz kurunun altında kalırsa farkı Hazine veya MB ödeyecek. Hazinenin ve MB’nin mali varlığı; çalışan, üreten ve tüketenlerin vergilerinden oluştuğuna göre faizi biz ödeyeceğiz. Nüfusun büyük çoğunluğunu oluşturan asgari ücretliler, işçiler, memurlar, emekliler, sabit ve dar gelirliler ödeyecekler. Bankalarda TL ya da döviz mevduat hesabı olanlar kimler? Milyonlarla ifade edilen parası olan, parayla para kazanan mutlu azınlık.. İşte onların uğrayacakları zararı yoksul halk ödeyecek. Bunun adı, yoksuldan alıp zengine vermektir. Coşkumuz bundan olsa gerek! Üzücü olan bir durum da, milli paramız TL, doların hakimiyetinden kurtarılamayıp itibarına kavuşturulmadı.

Kurun yükselişi frenlendi, ama bize herhangi bir yansıması olmadı. Mesela; doğalgaza, elektriğe, benzine, mazota, mutfak tüpüne, çiftçinin tarım için kullandığı gübreye yapılan zamlar Maliye ve Hazine Bakanlığınca geri alınmadı. Maliye ve Hazine Bakanımızın gözlerindeki ışıltı çalışan, üreten ve dar gelirliler için ferahlatıcı olmadı. Olacağı da pek görünmüyor. En iyisi mi biz coşmaya, halay çekmeye, havai fişekler patlatmaya, kornalar çalarak şehir turları atmaya devam edelim. İşsizliğin her gün artış gösterdiği ülkemizde iyi bir meşgale olur! Belki işsizliğin azalmasına katkı sağlamış oluruz!

remzisarikas@gazetebanka.com

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
17Oca

Huzur Veren Beyanatlar!

16Oca
15Oca

Güneş Mutlaka Doğacak..

14Oca
13Oca