Onurlu Yaşamak İçin… - Remzi Sarıkaş

Onurlu Yaşamak İçin…


Yaratılmışların en şereflisi insanoğludur. İnsanı diğer varlıklardan ayıran, akıl ve zeka gibi melekeler vardır. İnsanoğlu kendisine bahşedilen bu melekeleri kullanarak iyi ile kötüyü, doğru ile yanlışı, güzel ile çirkini, helal ile haramı..birbirinden ayırır. Bunlar arasındaki tercihlerin doğruluğu ya da yanlışlığı kişinin iradesine bağlıdır. Nefsine mahkum olmayıp iradesini yaşamında egemen kılanların tercihleri genellikle doğrudur.

Bunlarla birlikte insan hayatını anlamlı kılan başka değerler de vardır. Kul hakkını gözetme, doğruluk, dürüstlük, hakkaniyet, adaletli olma, onurlu, şerefli yaşama..gibi.Yanlış yaptığınız bir işten dolayı başkaları mağdur oluyorsa, hiç alakanız olmamasına rağmen sizinle hiç ilgisi olmayan bir işin parçası yapıldığınızda işte bu değerler devreye girer. Ne yapmanız gerektiğine bu değerler doğrultusunda karar verir ve gerekeni yaparsınız.

Tabii bu, hayatı algılayışınız ve hayat felsefenizle doğru orantılıdır. Eğer “mekanik” bir hayat felsefesine sahipseniz bu değerlerin sizin için hiçbir anlamı yoktur. Hayatınız maddi kar ve zarardan ibarettir. Bahsettiğimiz insani değerler sizin gözünüzde hiçbir şey ifade etmez. Her şeyi şahsi çıkarlarınız ve menfaatlerinize göre değerlendirirsiniz. Gramerinizde “ben” zamirinden başka bir zamir yoktur. Hayata, olaylara ve tüm olgulara bakışınız kendi egonuzu tatminden ibarettir.

Devleti yönetmekle yükümlü olanların insanı insan yapan bu kavramlara sahip  çıkmaları ve sıkı sıkıya bağlı olmaları lazım. Yaptıkları çalışmaların sonucunda vatandaşların çok büyük bir kesimi zarar görüyorsa, sorumluluklarının gereğini hiç düşünmeden yapmalıdırlar. Toplumsal güvenin sarsılmaması, huzur ve sükunetin temini ve sosyal barışın tesisi için çok yararlı ve onurlu bir davranış olacağı muhakkaktır.

Son yıllarda bazı kavramların anlamlarının değiştiğini anlatmıştık. Eskiden görevden “istifa” etmenin yetkili bakanın, kurum amirinin iradesinde idi. Maalesef bu demokratik kararı vermek günümüzde mümkün değil. Değiştirilen sistem gereği hiçbir devlet yetkilisi bu kararı verme hakkına sahip değil. Sadece görevden “affını” dileme hakları vardır. Oysa demokrasilerde istifa, demokratik bir hak olmasının yanında onurlu insanların sergilediği yüce bir davranıştır. Vatanını, devletini ve milletini seven insanlar yanlış yaptıklarında ya da herhangi bir suçla itham edildiklerinde yargının önünü açmak için istifa ederler. 17, 18 yıl öncesine kadar bunun örneklerini yaşamıştık.

Artık bu kavram bize çok yabancı gelmeye başladı. Pamukova ve Çorlu tren kazaları, Soma maden faciası, Şile faciası, Diyarbakır-Bingöl karayolunun teröristler tarafından bir ay kapalı tutulması, Aladağ kurs yangını, Karaman’daki toplu tecavüz..Hiçbirinde vicdanları rahatlatacak bir sonuç elde edilemedi. Kimisinde torpil, kimisinde koruma, kimisinde yüzsüzlük, kimisinde “fıtrat” ve kimisinde de olayları kapatma duyguları devreye girdi.

Oysa dünyaya baktığımızda yakın tarihlerde gıpta ile bakacağımız pek çok örnek görmekteyiz:

“İsveçli Sosyal Demokrat siyasetçi Mona Sahlin,  devlet harcamalarında kendisine verilen kredi kartıyla yanlışlıkla bir çikolata aldığı için maliye müfettişleri hemen inceleme başlatır. Mona Sahlin, olayı mahkemeye taşır ve mahkemede masumluğu ispatlanır. Sahlin, siyasetçinin vermesi gereken “onur” dersini vermiştir.”

“Ukrayna’da gösteri yapan bir askeri uçağın seyircilerin üzerine düşmesinden kendisini sorumlu tutan Savunma Bakanı derhal istifa etti.”

“Birleşmiş Milletler adına Mali’de görev yapan Hollanda’lı askerlerden ikisi havan topunun yanlışlıkla patlaması sonucu ölmesinin sorumluluğunu üzerine alan Hollanda Savunma Bakanı Hennis istifa etti.”

 “15 Turistin öldüğü tekne faciasından sonra Makedonya Ulaştırma Bakanı istifa etti.”

“400 yıl önce yapılan bir köprünün çökmesi üzerine Portekiz Altyapı Bakanı istifa etti.”

“Gerekçeleri; “etik sebepler ve soruşturmanın sebepleri” içindi.”

“Letonya’da alışveriş merkezinin çatısı çökünce Başbakan Dombrovskis, “Başbakansam ben de sorumluyum!” diyerek istifa etti.”

“Yargılandığı mahkemede beraat etmesine rağmen, şüpheleri gideremediğini düşünen Tokyo Valisi İnose görevinden istifa etti.”

“2020 Olimpiyat Oyunları için inşa edilen stadyumun maliyetinde öngörülemeyen artış olunca Japonya Spor ve Eğitim Bakanı Shimomura istifa etti.”

Bunlar gibi pek çok örnek mevcut. Yakın tarihimizde yaşanan birkaç örneğini verdiğimiz davranışları inancımız gereği dünyaya biz sergilemeliydik. Ne yazık ki, yaşadığımız zemin kaymasından dolayı böyle erdemli davranışları sergilemekten mahrumuz. Sadece nutuk atıyoruz, icraat yok maalesef. Sunay Akın, “Elinden geleni yaptıktan sonra, sıra ayağından geleni yapmakta…Gitmek gibi mesela…”  diyerek anlattıklarımızı ne güzel de veciz bir sözle özetlemiş.

remzisarikas@gazetebanka.com

YAZIYI PAYLAŞ!

Yorumlar / 1

  • Yılmaz DEMİR | 10 Aralık 2021 20:44

    Yazım hayatında başarılar diliyorum. Yazınızın başlığına uygun akıcı, hoş bir yazı olmuş. Dilerim Hemşehrinin dediği gibi olur da geleceğe bakışımız değişir. Selamlar...

YAZARIN SON 5 YAZISI
20Oca

Kutlu Yürüyüş

19Oca
17Oca

Huzur Veren Beyanatlar!

16Oca
15Oca

Güneş Mutlaka Doğacak..