Sorunlarımızın Asıl Kaynağı… - Remzi Sarıkaş

Sorunlarımızın Asıl Kaynağı…


Yaşamakta olduğumuz ekonomik çıkmazla ilgili sıkıntılarımızın nasıl çözülmesi gerektiği hususundaki görüşlerimizi açıklarken meselenin kökenine inemedik. Yanlışlara, uygulamalardaki eksikliklere, liyakatsizliklere..eleştirel açıklamalar getirinken çözümlerin kalıcı olabilmesi ve ülkemizi muasır medeniyet seviyesine çıkarabilmenin nasıl gerçekleşeceğine dair fikirlerimizi beyan edemedik. Her gün artarak hayatımızı çekilmez kılan hayat pahalılığının baskısı altında düşünce dünyamız da nasibini aldı. Asıl meselenin temeline inip doğru teşhisler koyamadık, dolayısıyla hastalığı tedavi edici yöntemleri de hayata geçiremedik. Gündemin ağır baskısı altında ya sanal başarılarla mutlu olduk, coşarak kendimizden geçtik; ya da gerçeklerin oluşturulan algılar gibi olmadığını bilmenin umutsuzluğunda kaybolduk.

Şu bir gerçek ki; kalkınma, gelişme, çağdaşlaşma, muasır medeniyet seviyesine çıkma sağlıklı bir eğitimle gerçekleşebilir. Bu da milli eğitim politikalarının bilimsel, çağdaş, modern, milli bünyeye uygun olmasıyla gerçekleşebilir. Eğitim ve öğretim odaklı temele dayalı eğitim sisteminin hayata geçirilmesi; yüz yüze eğitimin gerçekleştiği okullarımızın eğitim teknolojileriyle donatılması, ezberci değil beceri temelli bir sistemin oluşturulması..gibi ana ilkelere dayanmasına bağlıdır. Taşımalı eğitimin sonlandırılıp köy okullarımızın yeniden eğitim ve öğretime açılması, eğitimin tüm toplum katmanlarının hizmetine sunulması ve eğitimde fırsat eşitliğinin yaratılması açısından önemli bir adım olacaktır.

Devamla sınav odaklı eğitimden süreç odaklı eğitime geçişin alt yapısı oluşturulmalıdır. Okullarda kurulacak “Öğrenci Rehberlik Servisleri” ile öğrencilerimizin eğitim süreçlerindeki yetenekleri, eğilimleri takip edilerek değerlendirilmeli, ortaöğretimde eğilimleri doğrultusunda eğitim ve öğretim programlarına dahil edilmeliler. Üniversite sınavları kademeli bir şekilde kaldırılmalı. Ortaöğretim kurumları, öğrencilerimizin yetenek ve kabiliyetlerine göre düzenlenmeli ve geleceğimizin teminatı olan çocuklarımıza eğilimleri doğrultusunda eğitim verilmelidir. Temel eğitim; 5 yıl ilkokul ve 3 yıl ortaokul; ortaöğretim kurumlarımız (liseler) da özelliklerine göre 3 veya 4 yıllık olarak eğitim ve öğretim faaliyetlerini sürdürecek şekilde oluşturulmalıdır. Okulların fiziki durumu çağdaş normlara uygun olarak düzenlenmeli, sınıflardaki öğrenci sayıları 24’ü geçmeyecek şekilde olmalıdır.

Kısaca özetlediğimiz eğitim sisteminin gerçekleşebilmesi için Milli Eğitim Bakanı siyasetçi değil, tamamen siyasetten bağımsız, liyakatli, eğitimin her kademesinde çalışmış, eğitimin sorunlarını iyi bilen ve çözüm üretebilecek donanımda olan bir şahsiyet olmalıdır. Hükümetler değişse de Bakan ve bürokrasisi asla değişmemelidir. Gerçek, kalıcı ve arzu ettiğimiz insanı ancak bu şekilde yetiştirebiliriz. Yani bütün sorunların temelinde sağlıklı bir eğitim sisteminin olmayışı, buna bağlı olarak donanımlı, yetenekli ve becerikli insanı yetiştiremediğimiz gerçeği yatmaktadır.

Ömrünün 35 yılını eğitime vermiş bir öğretmen olarak okullarımızın tebeşirini dahi kendisinin tedarik etmesinin sıkıntısını çok yaşadım. 7 yıllık idarecilik sürecinde de tüm imkansızlıkların eğitimde doğurduğu sıkıntıları çözebilmek için velilerimizden oluşan Okul koruma Derneklerimizle verdiğimiz mücadeleyi bizzat yaşayanlardanım. Fatih Eğitim Projesi’yle eğitimimizin modernize edilmeye başlandığı mutluluğunu yaşayalım derken bir türlü oluşturulamayan internet ağı ve eğitim programları yüzünden bu girişimin de bir rant projesi olarak hayatımızdaki yerini aldığını ve atıl duruma getirildiğini üzülerek yaşadık.

Ekranlara yansıyan bir haber beni oldukça üzdü. Haber, Milli Eğitim Bakanımızın Şanlı Urfa ziyareti ile ilgiliydi. Sayın Bakanımız ziyarette bulunduğu bir okulda kendisine yansıtılan eksiklikler üzerine okul müdürünü ve Milli Eğitim Müdürünü orada bulunan velilerin, öğrencilerin ve kameraların önünde bir güzel fırçaladı. Bu sert tavır, Sayın Bakanımızın okullarımızdaki durumu bilmediğini gözler önüne serdi. Sanki eksikliklerin sorumlusu okul müdürü ve Milli Eğitim Müdürü imiş gibi bir tavır ortaya koydu. Oysa Milli Eğitim Bakanı göreve gelir gelmez yapacağı ilk çalışmalardan biri okulların ihtiyaçlarını belirlemek ve bu ihtiyaçların giderilip sağlıklı bir eğitimin hayata geçirilmesini sağlamaktır. Görülüyor ki Sayın Bakanımız mevcut durumdan bi-haberdir. Tepki göstererek bunun sorumlusu olduğunun farkında değildir. Okullarımızın fiziki durumları, ihtiyaçları ve eksikleri konusunda envanteri yoktur. Çok düşündürücü ve çok üzüntü verici bir durum!

remzisarikas@gazetebanka.com

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
24Oca
22Oca
20Oca

Kutlu Yürüyüş

19Oca
17Oca

Huzur Veren Beyanatlar!