Vuslat Yakın Olsun! - Remzi Sarıkaş

Vuslat Yakın Olsun!


Kazakistan’da yaşanan olaylar başlangıçta hükümetin yanlış politikalarına tepki olarak ortaya çıkmıştır. Hükümet, tepkileri doğru ve yerinde bularak akaryakıta ve doğalgaza yapılan zamları geri çekti.  Akabinde mevcut hükümet Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev tarafından görevden alındı. Buna rağmen olayların durmaması ve şiddete dönüşmesi, işin boyutunun başlangıçtaki masum taleplerin dışında farklılık taşıdığını ortaya koydu. Silahlı ve bombalı saldırılarla tahrip edilen devlet binaları, zarar verilen resmi ve özel mülkiyetler, can ve mal kayıpları işin iç yüzünün farklı amaçlar taşıdığını; meselenin masum ve makul talepler dışında dış kaynaklı ve terörist bir hareket olduğunu net olarak belli etti.

Kazakistan Devleti, daha fazla kan dökülmemesi, mal ve can kaybının olmaması amacıyla birtakım sert tedbirler almak zorunda kaldı. Bu amaçla üyesi oldukları Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü (KGAÖ)’nden askeri yardım talebinde bulundu. Bu örgüt; Rusya, Belarus, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan ve Ermenistan ülkelerinden oluşmaktadır. Bu çağrı üzerine Rusya, zaman kaybetmeksizin diğer ülkelerin desteğini beklemeden hemen harekete geçip bir hava indirme tugayını Kazakistan’a indirdi. Biraz önce bahsettiğim ülkelerle yapılan ve imzalanan anlaşma gereği bu çıkarma ve müdahale resmi bir hüviyet taşıdığı için uluslar arası konjonktüre de uygundur.

Burada düşündürücü olan Rusya’nın birtakım taleplerinin olduğu iddialarıdır. Bu iddialara göre Rusya Kazakistan’dan; Kırım’ın ilhakının tanınmasını, Rusça’nın ikinci resmi dil yapılmasını,  Rusya’ya askeri üsler temin edilmesini ve Rus azınlığa özerklik verilmesini talep etmiş! Dileyelim de doğru çıkmasın. 70 Yıl komünizmin altında yaşamış ve kendi kimliğine yeni sahip olmaya başlamış Kazakistan ve diğer Türk Cumhuriyetleri için vahim bir durumu ortaya çıkarır bu teşebbüs. Komünizm döneminde strateji gereği Orta Asya ve Kafkas ülkelerine Rus nüfus yerleştirilmiş ve yerli nüfus başka ülkelere dağıtılarak sirkülasyon yaşanmış, neticede yerli nüfus azınlık durumuna düşürülmüştür. Bu uygulamayla komünizm ve sömürüsü bu topraklarda 70 yıl gibi uzun bir süre hüküm sürmüştür. Bu süreçte uygulanan asimilasyon politikalarıyla bu ülkeler milli kimliklerini kısmen de olsa kaybetmişlerdir. 1989 yılında komünizmin çökmesiyle milli kimliklerine sahip olmaya başlamışlardır. Ancak daha zamana ihtiyaçları vardır.

Rejimin çökmesi bu ülkelerdeki Rus nüfusun varlığına tesir etmemiş ve her Türk Cumhuriyetinde Rus nüfus varlığını sürdürmektedir. Bu nedenle Kazakistan nüfusunun yaklaşık yüzde 20’si (Kuzey Kazakistan) Rus kökenlidir. Demektir ki, Komünizmin çökmesi Rusya’nın emperyalist emellerini bitirmedi, aksine bu coğrafyada Rusya’nın hegemonyası ve sömürüsü devam etmektedir. Bu durumda, yeni bir oluşum olarak ortaya çıkan Türk Devletleri Teşkilatı iktisadi, askeri, siyasi anlaşmaları gerçekleştirip tarihi ve kültürel çalışmaları başlatarak Türk Dünyası gönül köprülerini kurmalıdır. Özlemini çektiğimiz vuslat bir an evvel gerçekleşmeli, hasretlik son bulmalıdır!

Kazakistan’ın efsanevi Turancı Cumhurbaşkanı Nur Sultan Nazarbayev’in öncülüğünü yaptığı bu teşkilatın kuruluşu kağıt üzerinde kalmamalı, çalışmaları, ilkeleri ve milli bağlarıyla dünya ülkeleri arasındaki yerini almalıdır. Sözlerimi mırıldandığım şu dörtlükle bitirmek istiyorum:

  “Bilir misin gardaş Türk illerinde/ Hava, yıldızlar, dağda kar üşür/ Tutsak soydaşların türkülerinde/ Dört mevsim ötede bir bahar üşür…

remzisarikas@gazetebanka.com

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
24Oca
22Oca
20Oca

Kutlu Yürüyüş

19Oca
17Oca

Huzur Veren Beyanatlar!