“Yerli”lik ve “Milli”liğe Dair - Remzi Sarıkaş

“Yerli”lik ve “Milli”liğe Dair


Ülkeler dünya arenasındaki yerlerini;  güçlü ve bağımsız ekonomileriyle, kültür ve sanata verdikleri desteklerle, evrensel hukukun kurallarına uygun adil yönetimleriyle alırlar. Uygulamalarda adaletin egemenliği ve hukukun üstünlüğü temel kriterlerdir. Bir ülkede bu kriterler zemin bulursa, o ülke çağdaş medeniyet yolunda en üstlere çıkmaya adaydır.

Yücelmek, yükselmek, ileri gitmek sözlerin değil, icraatların sonucunda ortaya çıkar. Özellikle dillere pelesenk edilen “yerli” ve “milli” kavramları bu icraatların yapılışı, uygulamaları, yansımaları ve sonuçları içerisinde ne ölçüde yer kapladığına bakılır. Söylenenlerin ortaya çıkan üründe ne ölçüde hayatiyet bulduğu irdelenir. Tabii, bu da eleştirel bakışın sosyal, siyasal ve toplumsal hayattaki önemini ortaya koyar.

Eleştirinin yaşatılmadığı toplumlar teokratik toplumlardır. Bu toplumlar demokrasiyi tanımadıkları gibi onun nimetlerinden de istifade edemezler. Böylesi toplumlarda halkın tercih hakkı yoktur. İktidarı elinde bulunduran güç halkın iradesi yerine kendi iradesini koyar. Bu tarz yönetimlerde yönetenler Tanrı’nın temsilcisi olarak görülürler. Sorgulanamazlar, eleştirilemezler ve hesap verme mecburiyetleri yoktur. Kendilerinin her yaptığı, her icraatları doğrudur,  tartışmaya açık değildir! İcraatlarına yapılacak her eleştiri, vatan hainliğiyle eş değerdir. Kimsenin böyle bir hakkı kullanması söz konusu değildir. Hal böyle olunca hukuk ve adalet iki dudak arasına sıkıştırılmış olur. Kişisel ve toplumsal özgürlükler, bahşedildiği kadarıyla kullanılabilir.

Sözü daha fazla uzatmadan gelelim “yerli” ve “milli” kavramlarının sosyal ve siyasi hayatımızda ne kadar gerçek anlamlarında kullanıldığına. Zira, günümüzde pek çok kavramın anlamı değiştirildi. Kimi kavramlar anlam iyileşmesine uğrarken kimileri anlam kötülemesinin kurbanı oldu. Bunda da, gündelik siyasette uygulanan algı politikalarının etkisi olduğu bir gerçek. Dolayısıyla üzerinde durmak istediğimiz bu iki kavramla mevzuya kısaca açıklık getireceğiz.” Yerli”, yerel emek ve sermaye ile ortaya çıkarılan anlamına gelir. Aynı vatan toprağında üretilen, imal edilen ve talebe sunulan ürün anlamı taşır. Sözlüklerde daha farklı anlamları da bulmak mümkün. “Milli” kavramı ise, öze, öz benliğe uygun anlamındadır. Yani millete özgü, milletle ilgili demektir.

Bu iki kavramın sosyal, siyasal ve iktisadi hayatta gerçek anlamında kullanılması, ekonomide, iç ve dış siyasette bize özgü olanı tercih etmek ve hayatımızı ona göre tanzim etmekle kaimdir. Yap-işlet-devret modeliyle yaptırılan yollar, köprüler, tüneller, hava limanları, hastaneler her türlü övgüye tabidir. Siyaseten de övünmek sizin en doğal hakkınızdır. Ancak. Buralardan geçiş, müteahhitlere verilen garantiler neden euro ya da dolara endeksli? Kamuoyunun tatminkar bir açıklama beklemesi hakkı. Milli paramız TL’ye ne oldu? Bu icraat “yerli” ve “milli”lik açısından her türlü eleştiriye açıktır. Galiba ben, fazla “yerli” ve “milli”liğe kaptırdım kendimi! İcraatlarınız kadar, onların toplumdaki sonuçları ve yönetenler “yerli” ve “milli” olurlarsa bundan sonsuz gurur duyarız. Yüce Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk bir özdeyişinde; “Bilelim ki, milli benliğini bilmeyen milletler başka milletlerin şikarıdır.” Demiştir. İbret alınması ve kulaklara küpe olması dileğiyle..!
 

remzisarikas@gazetebanka.com

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
20Oca

Kutlu Yürüyüş

19Oca
17Oca

Huzur Veren Beyanatlar!

16Oca
15Oca

Güneş Mutlaka Doğacak..