Yine De Ümidimizi Yitirmeyelim! - Remzi Sarıkaş

Yine De Ümidimizi Yitirmeyelim!


Yeni yıla, eskisinden taşıdığımız sorunlarla başladık. Zam sağanağı yeniye veraset yoluyla intikal etti! Bünyemiz buna alıştırıldı, bağışıklık kazandık. Eskiden birkaç ayda bir, bazen ayda bir yapılırdı, ama şimdi günlük yapılmaya başlandı. Faizlerin düşürülmesi, dövizin yükselişinin frenlenmesi de derdimize derman olmadı. Dertlerimiz bir çığ gibi her gün büyümeye devam ediyor. Robotlaştık, mankurtlaştık iyice; hipnoz edilmiş bir durumdayız. Umut kuşun kanadındaydı, şimdi ise Hazine ve Maliye Bakanımızın gözlerindeki ışıltıda. Bakanımız oldukça iyimser, çıktığı programlarda umut dağıtıyor bizlere. O’na göre bu durum 6 aylık bir uykudan uyandığımızda bitecek. Zaten biz 20 yıldır uyuyoruz, ama bir türlü bitmedi!

Milletçe zor günlerden geçiyoruz, durumumuz vahim. Bunca sıkıntıya bir de ataması yapılmayan öğretmenlerin yürek parçalayan umutsuz görüntüleri de ilave olunca, ha yandı ha yanacak dediğimiz ümit ışığımız yeniden sönüyor. Bu gençlerimizin ekranlara yansıyan dramatik görüntüleri dert katsayımızı arttırıyor. En hazini yazılı sınavda başarılı olmalarına rağmen mülakatla atanmalarının engellenmesi… Hem bu gençlerin, hem varını yoğunu harcayarak onları okutan ailelerin durumu derin üzüntülere sevk ediyor bizi. Benim insanım bunu hak etmiyor, benim ülkemde böyle şeyler olmamalıydı, diyorsunuz çaresizce…

Bu, kangren olmuş kronik bir vaka ülkemiz için. Ciddi bir tedaviye ihtiyaç var. Meselenin temelinde planlama yapılmaması yatıyor. Her ile üniversite açılması şık görünebilir, ama sorun, üniversiteyi başarıyla bitirip diplomasıyla meslek sahibi olamamakta… Bu durumdaki milyonlarca gencimizin geleceği karatılıyor, istikballeri söndürülüyor. Bunca yıl emek verip okuduktan sonra bir baltaya sap olamamak bu çocuklarımızda psikolojik travmaya sebep oluyor. Hala ebeveynlerinin desteklerine muhtaç olmaları sosyal devlet anlayışlarına da darbe vuruyor. Fırsatını bulan kendini yurt dışına atıp hayatını orada kazanıyor. Gidemeyenler de gidebilmenin arayışı içerisinde…Yetiştirdiğimiz fidanların meyvelerini başkalarına sunmak gibi bir şey bu… Bunun adı, beyin göçü..

Sorunu, her ile üniversite açma ve her liseyi bitiren gencimizi üniversiteye alma yerine eğitim sistemimizi çağdaş normlara uygun revize ederek çözmek lazım. Bu da, eğitim sistemimizin yeniden ele alınıp ülkemizin şartlarına göre düzenlenmesini gerektirmektedir. Yapılması gereken; tüm eğitim uzmanlarının, akademisyenlerin, eğitim sendikalarının, eğitimcilerin, pedagogların… ve siyasetçilerimizin bir araya getirilip çalışmaların başlatılması ve ihtiyaç duyulan projelerin üretilmesidir. Eğitim uzun soluklu ve meşakkatli bir süreçtir. Sabır ister, azim ister, inanç ister, fikir birliği ister ve hepsinden önemlisi bütçe ister. Çünkü yatırım insanadır, ülkenin geleceğinedir.

Genç nüfus oranı yüksek bir ülkeyiz. Her ile üniversite açmak sorunu çözmüyor, hatta kangrenleştiriyor. Üniversiteyi bitiren bir gencimizin elinde yıllarca emek verdiği bir diplomadan başka bir şey olmuyor. Sadece diplomalı işsizler ordusunun mümtaz bir üyesi oluyor!  Çünkü bu gençlerimizin, eğitimini aldıkları alanlarının dışında yapabilecekleri bir başka işleri yok. Neticede üniversiteyi bitirenlerin, her yıl iş için devlet kapısında birikmeleri artarak devam ediyor.

Gençlerimizden ihtiyaca göre işe alınacaklar için torpili önlemek amacıyla 1999 yılında, o zaman ki adı Devlet Memurları Sınavı (DMS), bugünkü adı Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS) olan yazılı sınav uygulaması başlatıldı. Sınav sonucunda puan sıralaması yapılarak ihtiyaca göre işe alımlar yapıldı. Ancak bu sınavlara, 2010 yılından sonra birtakım cemaatler tarafından sorular çalındığı için, mülakat sınavı ilave edildi. Öğretmenler içinse mülakat sınavı 2016 yılında uygulanmaya başlandı.

Günümüzde bu sınavların amacının dışına çıktığı bir gerçek. Mülakat demek, “torpil” demek... Liyakatin, kendi alanına hakim olmanın dikkate alınmaması demek. Mülakatta geçerli olan, liyakat değil sadakattir. Hakim olandan referanslı olmaktır. Eğer bu özellikleriniz yoksa, yazılıdan ne kadar yüksek puan alırsanız alın mülakatta takılmanız mukadderdir. Çünkü sizin dayınız yoktur; arkanızda hakim olanların desteği yoktur; garipsiniz! Boşuna çırpınıp durursunuz. Hakkınızın gasbedilmesine sesinizi çıkaramazsınız, çünkü sesinizi duyurabileceğiniz bir merci yoktur. Çok ısrarcı olursanız, “terörist” damgasını yemeniz kaçınılmazdır! Bu, kul hakkı değilse nedir?

remzisarikas@gazetebanka.com

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
17Oca

Huzur Veren Beyanatlar!

16Oca
15Oca

Güneş Mutlaka Doğacak..

14Oca
13Oca